Adige İdeolojisi
 
Günümüzde Adığeler tek bir ideoloji sahibi olamadıkları için bölük pörçük durumdadır.

Adığeler’in ihtiyacı olan tek şey vardır o da İdeoloji. Günümüzde Adığeler tek bir ideoloji sahibi olamadıkları için bölük pörçük durumdadır. Başka ideolojilerin takipçiliğini yapmakta başka liderlerin arkasından sürüklenmektedir. Bizimle uzak yakın hiçbir alakası olmayan siyasal, sosyal, dinsel ve ekonomik görüşleri benimsemektedir. 

Bu tip insanlar da iki guruptur. Ya takipçiliğini yaptığı görüşün bir neferi olmakta, ya da o görüşü Adığeler’in ulusal davasına yamamaya çalışmaktadır. İki şekil de bizi ilgilendirmemektedir. Yıllarca başka davaların taşeronluğunu yaptığımız yetmedi mi? Adığeler’in bünyesinde barındırmak için ithal bir zihniyete ihtiyaçları da yoktur. Kendinde olanın kıymetini bilip sahip çıksınlar yeter.  

Adığeler binlerce yıldır atalarının nasıl üst düzey bir hayat yaşadıklarının şuurunda olmalı, sebeplerini idrak etmelidir. Tarihin tozlu raflarına şu ya da bu şekilde kaldırdıkları Adığağa denen öğretiyi ve Xabze denen pratiğini yeniden keşfetmeli, bunu ideoloji haline getirmelidir. Bir an önce somut bir şekilde bunu ortaya koymalıdır.  

Adığağa iman esaslarıyla, idari, hukuki, sosyal ve ekonomik yapılanmasıyla bir sistemdir. Bir zamanlar Adığağa hayatımıza ilişkin her şeyi belirleyip düzenleyici bir unsurdu. O zamanlar biz “Biz” idik. Nasıl ki zamanla birçok insanımız “Adığe” olma bilincini yitirdi ve kendine yabancılaştı, halkımızın problemi o zaman başladı. 

ÇERKES ismi izafi bir tanımlamadır. Birçok araştırmacının zorlama yakıştırmalarıyla Kerket kökünden gelmez. Bu konunun üstadı Sasık Kemal’in yaptığı açıklamaya göre Çerkes ismi “Sarakas” isminden gelme dejenere bir sözcüktür. İsmin aslı “SARAKAS”dır. (SŞA: Mukaddes, RA: Tanrının bir sıfatı, KA: Yaratma, SA: Eğitmek) demektir. Sa-Ra-Ka-S: Mukaddes Ra’nın yaratıp eğittiği anlamına gelir.  

ADIĞE kelimesi içinde birçok anlamsız yakıştırmalar yapılmıştır. Ama üstadın anlattığına göre gerçek anlamı şudur: “Vahid’i hepiniz bilirsiniz. Arapçada bir, tek demektir. Ama Muvahhid dediğimizde iş farklı boyutlara varır. Muvahhid: Birleyen, tekleyen demektir. Yani tek tanrı inancına sahip, monetheist demektir. İşte ADIĞE kelimesinin tam karşılığı budur. Muvahhid. Tek tanrı inancına sahip olan demektir. (A: Adığece “O” demektir. Tanrıya isim vermek ona hürmetsizlik anlamına geldiğinden eski Adığeler Tanrıdan “O” diye bahsederlerdi. D: Kabullenme demektir. (Yıdağep: kabul etmedi) gibi. G: İçeriklilik ekidir.) İsmin aslı, kadim söylenişi “A-DI-G”dır. Aradan geçen en az 25.000 yıl neticesinde Adığ-Adığe olarak günümüze kadar gelmiştir.”  

ADIĞAĞA (Adığelik): Tek tanrılı inancın ismidir. XABZE: Bu inancın  şeriatının ismidir. Ké-xe-bze’den kelir. (Kayanın, inenin dili anlamındadır.)  

Günümüzde Xabze’nin, bilinçsizce, cahilce, düşüncesizce örf, adet, töre diye tanımları yapılıp,                    algıda saptırılarak sadece sosyal içerikli diyalog ve ritüeller olarak algılatılmış, felsefi alanı yok edilerek kapsayıcılığı daraltılmıştır. Bundan dolayı Adığağa ve Xabze yeniden incelenmelidir.  

Adığağa denen bu doktrinin, Xabze denen bu pratiğinin ışığında, yaşadığımız çağın psikolojisi, sosyolojisi, felsefesi, ekonomisi, hukuku, siyaseti uygun bir şekilde formatlanmalıdır. Günümüz devletlerinin nasıl anayasal sistemleri varsa, hukuksal, ekonomik, idari yapılanmaları varsa, özgün bir şekilde bizde dünyada ki yerimizi almalıyız. Yani Adığağa’nın siyasallaştırılması gerekmektedir. Aslında bu küllerinden yeniden doğmaktır. Benim eski köye yeni adet getirdiğim yoktur. Sadece tahrip edilmiş şeyin onarılıp tekrar gündeme getirilmesini istiyorum.  

Şunu unutmayalım ki Adığağa; bütün semavi dinlerinde kendisinin devamı olduğu, dünyadaki bilinen ilk tevhid dini Oziris (Wuazerase)’nin bir uzantısıdır  

“Görev ve sorumluluklarının insan olarak bilincinde olan fertlerin yetiştirilmesiyle oluşan bir toplumda; suiistimal ve menfaatçilik olmayacağı gibi, insana, topluma, tabiata; maddi-manevi, sosyal-psikolojik, ekolojik-ekonomik şekilde zarar veren, zararına çalışan, kişi, kurum, oluşum ve yapılar da olmaz. Böyle bir toplumda tembel insanlar olmadığı gibi, gözünü mal, mülk, para biriktirme hırsı bürümüş insanlarda olmaz. İnsanların birbirlerinin hakkına ve hukukuna saygılı olduğu, insanların birbirlerinin elinden, dilinden, namusundan emin olduğu temiz bir toplum olur. Bünyesinde olumsuzlukların olmadığı toplum da ideal bir toplumdur.” Saydığımız bu tespitler uygar bir toplumun, birlikteliğinin anatomik yapısını ortaya koymaktadır. Bu yapı ancak Adığağayla mümkündür. Adığe zihniyetine sahip olan birinin iç ve dış alemleri duyumsayışı, Adığe zihniyetine sahip olmayanla bir değildir.” 

Hatta ve hatta tüm dünya insanlarını selamete çıkmaları için bu zihniyete sahip olmaya çağırıyorum. Gelin Adığağa da birleşelim. Sosyal, siyasal, ekonomik ve dinsel hayatı kavramada en sağlam metot olan Adığağa’yı benimseyelim, özümseyelim. Akılcılık bunu gerektirir.  

Mamış Şıble

 

 
206





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Siteniz:
Mesajın:
 
  Bugün 2 ziyaretçi (65 klik) kişi burdaydı! Copyright 2009 Your Website | CSS Template By Cherkess Design  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
https://img.webme.com/pic/n/naazimcadeneme/gri1.gif