Kafkas Savaşı Tarihinden Bir Sayfa
 
Kafkas Savaşı Tarihinden Bir Sayfa
18 ve 19.yüzyıllarda süren Kafkas Savaşı, ulusumuzu yıkımın, ulusal varlığımızı da yok olmanın eşiğine getirmiştir.

18 ve 19.yüzyıllarda süren Kafkas Savaşı, ulusumuzu yıkımın, ulusal varlığımızı da yok olmanın eşiğine getirmiştir. Kafkas Savaşı süresince yüzlerce köyümüz ateşe verildi, binlerce insanımız katledildi. Adıge nüfusunun büyük bir çoğunluğu ülkesinden ayrılmak zorunda bırakıldı.

Tarihçilerin belirlemelerine göre, Kafkas Savaşı 1763-1864 yılları boyunca sürdü. Biz bu yazımızda, Kafkas Savaşı Tarihi içinde yer almış olan iki ayrı önemli olaya değinmek istiyoruz. Bu iki olaydan ilki Kuban Irmağı güneyinde, ikincisi de Karadeniz kıyısında yaşanmıştır.

Çerkesya’da Bağımsızlık Savaşı ateşi, 1829 yılı sonrasında, özellikle  Kuban yöresinde yakılmıştır. Savaş, Rusya ile Osmanlı Devleti arasında imzalanan 1829 tarihli Edirne Antlaşması sonucu şiddetlenmişti. Edirne Antlaşması'nın 4.maddesine göre, Adıge toprağı/Çerkesya, Rusya'ya verilmiş sayılıyordu. Aslında bunun hiçbir hukuksal dayanağı yoktu. Çünkü Adıgeler Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı değildiler, Rusya’ya da bağlanmak istemiyorlardı. Ancak acımasız/zalim Rus İmparatoru Nikolay I (1796-1855),kan dökme pahasına Adıge toprağını ele geçirmeyi kafasına koymuştu.

1830 yılında Çar’ın/İmparator’un orduları ülkemize girdiler ve sel gibi insan/Adıge kanı akıtmaya başladılar.

Ulus acımasız düşmana/saldırganlara karşı hemen direnişe geçti. Adıge kahramanlar, bu çapulcu sürülere okkalı tokatlar indirmekten geri kalmıyorlardı. Bu mücadeleler dizisi içinde, ilkin Satruk’ta (Satrıku/Сатрыку) verilmiş olan çarpışmalara değinmek istiyorum.

 

Satruk Zaferi

İlk önemli Adıge başarısı Satruk’ta kazanıldı, Adıgelerin Satruk dedikleri yer Şapsığ yöresinde, Şapsığ-Abzah (Абдзах) sınırına yakın, Şebj Suyunun (Rusça-Şebş/Шебш) Afıps Irmağına (Rusça-Afips) katıldığı bir yerdeydi. Burası şimdiki Krasnodar Kray’a bağlı Severski rayonu sınırları içindedir. Bu yer, stratejik önemi büyük bir yerdi. Ayrıca verimli tarım toprakları, ot biçilen ve hayvan otlatılan gür çayırlarla kaplı bir alandı. Ruslar bu yerde bir kale kurmaya karar verdiler.

Temmuz 1830’da Kazak Atamanı General Beskovnıy komutasındaki bir Rus birliği Kuban Irmağını geçip güneye, Satruk’a geldi. Rusları Tığujıko Kızbek/Kızbeç komutasındaki Şapsığ birlikleri karşıladılar. 3 Temmuz sabahı saat 10.00’da başlayan çarpışmalar öğleden sonra 17,30’a değin sürdü. Adıgeler geri çekilmek zorunda kaldılar. Satruk Rusların eline geçti, kale yapımı başlatıldı. Ertesi gün, 4 Temmuz günü 700 Adıge savaşçısı Rus kampına saldırdı ve beş saat süren bir savaş yapıldı (1).

Tığujıko Kızbeç, Satruk’un Rusların eline geçmesini istemiyordu. Şapsığlar yardıma gelen Abzahlar ile birlikte 7 Temmuz’da Satruk’taki Ruslara yeniden saldırdılar. Çarpışmalar sabah saat 7.00’de başladı, gece saat 23.00’e değin sürdü. Ruslar topları sayesinde üstünlüğü ele geçirmişlerdi, bu sayede kale inşaatını ilerlettiler. Kızbeç ise, umutsuzluğa kapılmadı, yılmadı. Türkiye’den üç top getirtti ve 6.000 kişilik bir ordu toplayarak 24 Temmuz günü Satruk’un üzerine yürüdü. Savaş gün boyu sürdü. Ruslar ağır kayıplar verdiler. Bu nedenle General Beskovnıy, üstü General Grigoriy Emanuel’den yardım istedi (2). Adıgelere de Vıbıhlardan yardım geldi.

Çok zor koşullar altında da olsa Ruslar, sonunda Satruk Kalesi’ni kurmayı başardılar ve ona İvano-Şebski Kalesi adını verdiler. Severski rayonunda yaşamış yerel tarihçi (краевод) Aleksey Kisterev’in yazdığına göre, kaleye, 1830’da/o sırada Kafkasya’daki Rus Orduları Komutanı olan Feldmareşal İvan Paskeviç’in (*) adı verilmişti (3).

Tığujıko Kızbeç’in buyruğu gereği, gece gündüz demeden Adıgeler İvano-Şebski Kalesi’ni top ateşine tabi tutuyorlardı. Bu arada Ruslarca satın alınan ve casusluk yapan hainlere de sert yaptırımlar uygulanıyordu. Casus Abate Beslnıye (Абатэ Бэслъные), Rus subayı Georgiy Novitski hesabına Adıge ülkesini gizlice dolaşmış ve keşif yapmıştı. Şapsığlar durumu anlayıp casusun peşine düştüler, ama Abate Beslnıye her şeyini bırakıp Rusya’ya kaçtı. Pis hainlerden biri de Mıgukor Pşıkuy idi. Pşıkuy Kazak Ordusu’nda görevli bir subaydı, Adıgelere karşı savaşıyordu. 1830’da General Beskovnıy, Deh’aç’e Irmağı (ДэхакIэ) boyunda kuşatılmıştı, ancak Mıgukor’un yardımıyla kaçmayı başarmıştı (4). Aynı gün Şapsığ kahramanı Tsakomıko Mıhamkerıye (Цакомыкъо Мыхьамчэрые) yitirilmişti.

1831 yılı başlarında At’ek’um Irmağı (АтIэкIум;Rusça-Adagum) kıyısında Şapsığ ve Natuhayların Büyük Kurultayı  (ЗэIукIэшхо) toplandı, Kurultay Ruslara boyun eğmeme kararını aldı. Aynı yıl 16 Şubat’da Adıgeler yeniden Satruk’taki İvano-Şebski Kalesi’ne saldırdılar. Kaleyi alamadılar ama düşmana ağır kayıplar verdirdiler. Adıgeler daha sonra, 28 Mart ve 2 Nisan günlerinde de kaleye yönelik saldırılarını sürdürdüler.

20 Mayıs 1831’de de Satruk’ta sert bir çarpışma yapıldı. İçimizden çıkmış hainler Adıgelerin planlarını Ruslara bildirmişlerdi. Verklerden/soylulardan Yedıg Şıhançerıye (Едыдж Шыхьанчэрые), gizlice kale komutanı Albay Plotkin’in yanına gidip Adıgelerin kaleye saldıracaklarını bildirmişti. Yukarıda değindiğimiz gibi, 20 Mayıs gecesi Şapsığlar kaleye sessizce sokulmaya başladılar.

En kritik bir anda bir tüfek sesi duyuldu. “Şıhançerıye-hain!” (Шыхьанчэрые-къумал!) diye bağırdı Tığujıko Kızbeç, bir kırbaç şaklatıp atını hızla kaleye doğru sürdü. Adıge askerler de, çekilmiş kılıçlarıyla onu izlediler. Derin bir sessizlik içinde olan kale, birden bire ayaklandı ve Adıgelerin üzerine top ve tüfek mermileri yağdırmaya başladı. Çarpışma şiddetlendi. Adıge kayıpları durmadan artıyordu, bunun üzerine Kızbeç geri çekilme emrini verdi.

Satruk için verilen çarpışmalar bu geri çekilişle sona ermedi. Adıgeler 13 ve 22 Ağustos günlerinde yeniden İvano-Şebski Kalesi’ne saldırdılar. Ayrıca Tığujıko Kızbeç’in emriyle düşman topraklarına yönelik misilleme Adıge saldırıları başlatıldı. 1831 yılı sonbaharında Şapsığlar Elizavetinski ve Petrovski stanitsalarını bastılar; 1 Aralık günü de Kızbeç komutasında Marinski stanitsası (**) üzerine yürüdüler. Burada sert bir çarpışma verildi. General Zavodski’nin birlikleri kaleyi savundular.

Rus generalleri Satruk’u elde tutamayacaklarını sonunda anladılar. 1832 yılı Şubat ayında İvano-Şebski Kalesi, Rus komutanlığının emriyle Rus askerlerinin kendileri tarafından yıkıldı (5),ardından Satruk boşaltıldı. Düşman ordusu  Kuban Irmağının ötesine/kuzeyine çekilmek zorunda kaldı. Satruk’ta zafer Adıgelerin olmuştu. Bu zafer, Komutan Tığujıko Kızbeç’in önemli başarılarından sadece biriydi. İngiliz James Bell, yiğitliğine yaraşır bir biçimde ona “Çerkeslerin Aslanı” adının/sanının verildiğini yazıyor (6).

 

Vıbıh Seferi ve Ş’açe Zaferi

 

İkinci olay, 1841 yılı Ekim ayı başlarında, Vıbıh sınırında, Rusların sert bir biçimde karşılanmış olması olayıdır. Ekim ayı başlarında yaşanmış olan bu olayları daha iyi anlayabilmemiz için, Kafkas Savaşı’nın Karadeniz kıyı bölümünde süren başlangıç aşamasını da anımsamamız gerekiyor. Rus generalleri Adıgeler ile soydaşları Vıbıhların bir an önce boyun eğmelerini sağlamak için kıyı boyunca kaleler kurmaya karar vermişlerdi. 1831-1839 yılları süresince, kıyı boyunda Gelencik, Novorossiysk, Navaginsk ve daha başka kaleler kurmuşlardı (7). Kalelerin kurulmaları öncesinde Rus birlikleri Adıge yerleşimlerini yok etmiş, evleri ateşe vermiş, sel gibi kan akıtmış ve  etnik temizlik uygulayarak, o yerleri insansızlaştırmışlardı.

Adıgeler Rus istilasına karşı koymuşlardı. Örneğin, 1838 yılında Ş’açe (Soçi) limanına bir çıkartma yapan General Simborski komutasındaki Rus ordusuna karşı saatlerce süren sert bir direnişte bulunmuşlardı. Ruslar sayı çokluğu ve topları sayesinde Ş’açe’yi ele geçirmişlerdi. Rus istilacılar, üzerinde askeri kaleler bulunan “Karadeniz Kıyı Hattı” (müstahkem yolu) inşaatını başlatmış, sonunda da tamamlamışlardı. Ancak bu gibi Rus başarıları savaşın zaferle sona erdiği anlamına da gelmiyordu.

Adıgeler ile Vıbıhlar 1840 yılında ordu komutanı yiğit Berzeg Hace komutasında Rus kalelerine yönelik karşı saldırılarını başlattılar. 7 Şubat günü Psışşuape (ПсышIуапэ) yerinde kurulmuş olan Rus Lazarevsk Kalesi ele geçirildi. Belgelere göre Adıgeler, gün ağarmak üzereyken belli etmeden, çok sessiz bir biçimde Lazarevsk Kalesi’ne sokuldular ve duvarlara tırmanmaya başladılar. Hemen uyanan Ruslar, top ve tüfek mermileri yağdırmaya başladılar. Ancak Dağlıları durduramadılar, Dağlılar keskin kılıçlarıyla düşmanın üzerine çullandılar. Kale ele geçirildi, barutlar alındıktan sonra kale imha edildi (8).

Aynı yıl 29 Şubat’da Tuapse Irmağı ağzındaki Velyaminovsk Kalesi ele geçirildi (9). 22 Mart’da Mihailovsk Kalesi (10), 2 Nisan’da da Nikolayevsk Kalesi (11) alındı.

Kalelerin alınması için Abzah, Şapsığ, Natuhay ve Vıbıh komutanlar mükemmel bir savaş planı hazırlamışlardı. Her bir topluluk, farklı işaretleri olan özel/yerel bayraklarını taşıyan kendi askeri birliklerini oluşturmuştu. Dağlılar, başında en yiğit ve deneyimli komutanların yer aldığı yüzer kişilik askeri birlikler kurmuşlardı (12). Daha önce sözünü ettiğimiz Berzeg Hace ve Tığujıko Kızbeç gibi, ulusu için özverili mücadele yürüten Şırıhuko Tığuj, Ş’upek’o Ş’om (ШIупэкIо Шъом) ve daha başka yiğit komutanları da anmak gerekiyor.

Karadeniz kıyısında süren bu savaşın Adıgeler açısından bir çapul ve yağma savaşı olmadığı, aksine bir halk savaşı olduğu, Rus generali P.X.Grabbe tarafından da itiraf edilmiştir (13).

Karadeniz kıyısında inşa etmiş oldukları Rus kalelerinden  bazılarının Dağlıların eline geçmiş olduğu haberi başkent St.Petersburg’da bomba etkisi yarattı. Haber, bekletilmeden Savaş Bakanı A.İ.Çernışev tarafından İmparator’a/Çar’a bildirildi. İmparator Nikolay I çılgına döndü, Dağlıların en sert bir biçimde cezalandırılmalarını buyurdu. Kırım Yarımadasından getirilen 13.Piyade Tümeni Karadeniz kıyılarına çıkartıldı. İmparator Adıge toprağına girilmesi, yerleşim yerlerinin ateşe verilmeleri, ekin tarlalarının da çiğnenmeleri emrini vermişti. Ateşe verilip yakılan yerleşim yerlerine çakılan  kazıklar üzerine ilanlar asılıyor, üzerlerine Adıgelerin cezalandırıldıkları yazılıyordu (14). Generalleri İmparatorlarının buyruklarını eksiksiz yerine getiriyorlardı.

Rus generallerinin en çok cezalandırmak istedikleri topluluklardan biri de Vıbıhlar idiler. Nedeni ne olabilirdi bunun? Vıbıhlar dil yönünden Adıge ve Abhazlara yakın olan soydaş bir topluluk idiler (***). Karadeniz kıyısında Şahe (Шэх) ve Ş’açe (Шъачэ/Soçi) ırmakları dolaylarında ve daha doğudaki dağlarda yoğunlaşmışlardı. Ruslarla süren savaşlarda Vıbıh savaşçılar en önde saldırılara katılıyorlardı. Rus kalelerinin ele geçirilmesi sırasında da Vıbıhlar en ön saflarda yer almışlardı.

1841 yılında “Karadeniz Kıyı Hattı” komutanı General İosif Anrep, Vıbıh topraklarının içine büyük bir askeri birlik gönderme ve Dağlıları cezalandırma kararı aldı. General, Vıbıhları ‘yola getirdikten’ sonra, öteki Dağlıların da boyun eğeceklerini düşünüyordu. Ekim ayı başında Rus birlikleri Svyatoy Duh Kalesi’nde (Kutsal Ruh Kalesi; şimdi-Adler) toplandılar. Bu yerden Vıbıh yöresinin içlerine/merkezine ulaşmak için iki ana yol vardı: Biri dağlardan geçiyor, diğeri de kıyıboyunu izliyordu. Dağ yolundan ilerlemek hem zor, hem de tehlikeliydi. Bu nedenle General Anrep kıyı yolunu izlemeyi uygun buldu. Rus Ordusu kıyı yolunu izleyerek, Svyatoy Duh’tan yürüyüşe geçecek, Ş’açe Irmağı ağzındaki Navaginsk Kalesi’ne ulaşacak, oradan da Vıbıh toprağının iç kesimlerine girecekti.

Vıbıhlar Rus Ordusundan büyük bir saldırı geleceğini biliyor ve bekliyorlardı. Büyük bir toplantı düzenlediler. Toplantıda Berzeg Hace, düşmana boyun eğmenin sözkonusu bile olamayacağını söyledi ve  konuşmasını şöyle bağladı:“Vıbıh toprağına tek bir Gavur girebilirse, sakalımı keseceğime ve  kadın elbisesi  giyeceğime söz veriyorum!” Ünlü ordu komutanı kendi adına, topluluk karşısında işte böylesine bir yükümlülük altına girmişti (15). Kafkas Savaşı’na katılmış olan Rus generallerinden G.İ.Filipson’un yazdığına göre, Berzeg Hace yiğit (l’eblan),akıllı/bilge (aqılışşu) ve yetenekli biriydi (ts’ıf çan) (16).

Vıbıh savaşçılar düşmanı karşılamak üzere yol boyunca toplandılar. Yardımlarına Şapsığ ve Abzah yiğitleri de koşmuşlardı. Dağlı yurtseverler bağımsızlığı koruma uğruna canlarını vermeye hazırdılar. Dağlılar düşmanın ilerleyeceği sahil yolunu, engellerle kapatmaya, yer yer barikatlar (ğepıtağexer) kurmaya başladılar. Barikatlar/engeller kesilmiş ağaç kütükleri, blok kayalar ve diğer malzemeler yardımıyla kuruluyordu (17). Önce iki çit çatılıyor, çitler arasına toprak konup çiğneniyor ve sertleştiriliyordu. Barikatların çoğu Mıtse (Мыцэ)  ve Bzıgu (Бзыгу) çayları/ırmakları arasında kurulmuştu.

Yürüyüş, 8 Ekim 1841 günü gecesi, gün ağarmaya iki saat kala General Anrep komutasında başladı. Rus Ordusu Adler’den/Svyatoy Duh Kalesi’nden Ş’açe’ye gitmek üzere yola koyuldu. Anrep’in asker sayısı 5 binin üzerindeydi. Tenginski Piyade Alayı tamamı ile Belotski, Bretski, Vilenski ve Litovski alaylarından birer tabur, ayrıca topçu bataryaları ve daha başkaları ile takviye edilmişti. Gurya, Mingrelya ve İmeretya’dan gelmiş 1017 süvari ve 1852 piyade de (18) harekâta katılmıştı. Gürcüler Rus yağmacıların yardımına gelmişlerdi. Rus birliklerinin ilerleyişine destek için, yürüyüşü kıyıdan/denizden izleyecek olan bir donanma da gelmişti. Ş’açe’ye, kuzeye doğru ilerleyen Rus kara birliklerine, Tuğamiral M.N. Stanyukoviç komutasındaki bu Rus filosu denizden eşlik ediyordu. Filoda “Trex  ierarxov” adlı sahil muhafaza gemisi ile “Agatopol” adlı gemi (fregat) ve daha başka gemiler de bulunuyordu. Filonun görevi, Ruslara karşı direnecek olan Adıge ve Vıbıh birliklerini dövmek ve etkisizleştirmekti.

Rus birlikleri Hosta Irmağına değin yürüyüşlerini hızlıca sürdürdüler. Dağlılar Hosta Irmağı kuzeyinde Rusları karşıladılar ve çarpışmalar sertleşmeye başladı. Dağlılar barikatlardaki siperlerin, çitlerin gerisinden Rus birliklerine tüfek ateşi açıyorlardı. Rus gemilerinden de top ateşi açılıyor ve Dağlıların barikatları tahrip ediliyordu. Top atışı durduğunda Adıgeler kılıçlarını çekip düşmanın üzerine saldırıyorlardı (19). Çarpışmalar 8 Ekim günü gün boyunca sürdü. Düşman, kendi topçu ateşinin desteğinde, güçlükle de olsa, Agura Çayına ulaşmayı başardı.

9 Ekim günü Agura ile Mıtse ırmakları arasında 5 saat süren şiddetli bir savaş verildi. Savaşa katılanların yazdıklarına göre, top ve tüfek sesleri ile ölmek üzere olan yaralıların inilti ve bağırma sesleri hiç dinmedi. Barut dumanından koca ağaçlar bile görünmez olmuştu.

10 Ekim günü sabahı çarpışmalar daha da şiddetlendi. Gece boyunca takviye anlamında Adıge ve Vıbıh ana birlikleri savaş alanına gelmeye devam ettiler. General İ.R.Anrep, sonradan şunları yazmıştı:“Kılıçlarını çekip üstümüze saldırmalarından önce, Vıbıhlar yoğun bir tüfek ateşi açıyorlardı. Böyle bir şey, o vakte değin Kafkasya’da duyulmuş/görülmüş bir şey değildi(20).Donanmanın destek ateşleri sayesinde, Rus Ordusu Ş’açe Irmağı ağzındaki Navaginsk Kalesi’ne ulaşmayı başardı. Sıra Anrep’in planının son aşamasına gelmişti: Hedef, Navaginsk’ten Vıbıh toprağının içlerine girmek idi.

Anrep, Navaginsk Kalesi’ne ulaşınca harekâta son verdi. Bunun nedeni ne olabilirdi? Bunun nedeni Rus Ordusunun kayıplarında aranmalıdır. Sözgelişi Syatoy Duh’tan yola çıkıldığında Tenginski Alayı’nın mevcudu 2.087 idi, Ş’açe’ye ulaşıldığında sayı 1.064’e düşmüştü. 361 muvazzaf subaydan (унтер-офицер) 141’i;66 yedek subaydan da (обер-офицер)  35’i sağ kalmıştı. Ötekiler ise ya ölmüş ya da yaralı olarak hastanelere kaldırılmıştı. Diğer alayların durumu da farksızdı. Tuğamiral Lazar Serebryakov, üst karargah komutanı Aleksandr Menşikov’a şöyle yazmıştı: “Bir kaleden öbür kaleye 20 verst (****) yol almak için, geride 600 ölü ve yaralı bırakmaya,3.000 kişiyi hastaneye kaldırmaya ve 600 bin Ruble para harcamaya değer miydi?”  (21).

Rus generallerinin planlarını suya düşüren ana neden Dağlıların yiğitliği/kahramanlığı idi. M.F. Federov şöyle yazmıştı: “Ş’açe’ye varınca harekâtı durdurduk. Harekatın bize hiçbir yararı olmadı, sadece kendi gücümüzü düşürmüş olduk” (22). Dağlıların Rus Ordusunu Vıbıh toprağına sokmamış olmaları gerçeği, doğru bir biçimde, Alman biliminsanı Moritz Wagner’in 1848’de Almanya’da yayınlanan  “Kafkasya ve Kazakların Ülkesi” adlı kitabında da yazılıdır (23).

Prof.Ç’IRĞ Ashad, Adıge tarihçi,
Adıge Devlet Üniversitesi Adıge Filoloji ve Kültür Fakültesi Dekanı, Maykop

Kaynak: Psatl (Псалъ)-5,2008.Bilimsel makale.
Çeviri: Hapi Cevdet Yıldız.

 

Dipnotlar:

1.Щербина Ф.А.История Кубанского казачьего войска.-Екатеринодар,1913.Е.2.(Репинтноевоспроизведение.Краснодар,1992).С.260.
2.Age,s.261.
3.Xарченко Валерий и Александр,Кистерев Алексей.Между Илем  и Шебжем.Краснодар,1993.С.14.
4.Щербина Ф.А’nın adı geçen kitabı,s.257-258.
5.Aynı kitap,s.266.
6.Черкессия в XIX веке (материалы I Кошехабльского форума «История – достояние народа»).Майкоп,1991.-С.257.
7.Государоственный архив Краснодарского края.(ГААК) Ф.260.оп.1.Д.1014.Л.6-19;Очерк положения военных дел на Кавказе,с начала 1838 до конца 1842 года//Кавказский сборник.-Тифлис,1877.Т.II.C.9,17,18,29.
8.Акты Кавказской археографической комиссии.-Тифлис,1884.-T.IX.Часть I.-С.480-481.(АКАК).
9.Дубровин Н.Ф.Кавказская война в царствование императоров Николая I и Аександра II (1825- 1864 г.)//Обзор войн России от Петра Великого до наших дней.СПБ.,Часть IV .Книга 2-я.С.133.
10.Берже Ад.П.Защита Михаиловского укрепления 22-го марта 1840 г.//Русская старина.-СПб.,1877.-Т.XIX.Май-август.С.275-286.
11.Юров А.1840,1841 и 1842- й годы на Кавказе //Кавказский сборник.-Тифлис,1886.Т.Х.-С.248.
12.AKAK.-T.IX.Часть I.-С.252.
13.Age,s.253.
14.Ракович Д.В.Тенгинский полк на Кавказе.-Тифлис,1990.-С.229-230
15. Age,s.264.
16.Воспоминания Григория Ивановича Филипсона.-М.,1885.-С.191.
17.Федеров М.Ф.Походные записки на Кавказе с 1835 по 1842 год//Кавказский сборник.-Тифлис,1879.-T.III.C.208.
18.AKAK.-Тифлис,1884.-Т.IX. Часть I.C.514-515.Рапорт начальника Черноморской береговой линии И.П.Анрепа военному министру Российсой империи А.И.Чернышову от 16 от октября 1841 г.,Нo.279.
19.Федеров М.Ф.’nin sözkonusu kitabı,s.208.
20.AKAK.-T.IX.-Часть I.-C.517
21.Адмирал Л.М.Серебряков:Документы//Вестник архивов Армении.-Ереван,1973.No.I.-C.47.
22.Федеров М.С.Указ.соч.-С.216.
23.Der Kaukasus und das Land der Kosaken in den jahren 1843 bis 1846,von Moritz Wagner/-Dresden und Leipzig,1848.Erster Band.-S.12-21.

 

Bilgi notu:

 (*)-General Paskeviç,1830’da Çerkesya’yı hatlarla çevirip dış dünyadan soyutlama ve boyun eğdirme planını hazırlayan Rus generalidir.1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı’nda Türkleri yenip Erzurum’u ele geçiren Kabardey bey ailesinden General Bekoviç Çerkaski’yi Erzurum Valisi olarak atayan kişidir.1830 ayaklanması üzerine,Kafkasya’dan  Polonya’ya gönderilmiştir.-HCY
(**)-Elizavetinski,Petrovski ve Marinski stanitsaları Kuban Irmağı kuzey yakasında,Rus tarafında ve şimdiki Krasnodar kentinin batısında bulunan müstahkem Rus/Kazak kaleleri idiler.-HCY.
(***)-Vıbıhlar o sıralar,19.yüzyıl başlarında kendilerini Adıge olarak  tanıtan,dağlarda yaşayan çok azı Vıbıhça,ama hepsi Adıgece (Hak’uç lehçesinde) konuşan bir Adıge topluluğu idiler.Vıbıhları  ayırma olayı,şimdi sönmüş sayılan Vıbıh diline dayalı olarak 1864’ten sonra,özellikle bu son yıllarda  öne sürülmüştür.Türkiye’de hala  birkaç yaşlı tarafından anı biçiminde bilinenVıbıhça’nın,Kafkas Dilleri kapsamında ve bilimsel anlamda hala Gürcistan Tiflis’te bilindiği söylenmektedir.Maykop’ta Prof.Bırsır Batırbıy ve Prof.Ğış Nuh,Tiflis’te Vıbıhça eğitim almış biliminsanlarından olarak bilinmektedirler.-HCY.
(****)-Verst-1 verst,yaklaşık 1,066 km ya da tam olarak 1066,781 metre,20 verst de yaklaşık 21,3 km’dir.-HCY

 

Not: Ara başlıklar ve yazı siyahlaştırmaları çevirmene aittir.-HCY






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Siteniz:
Mesajın:
 
  Bugün 2 ziyaretçi (9 klik) kişi burdaydı! Copyright 2009 Your Website | CSS Template By Cherkess Design  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
https://img.webme.com/pic/n/naazimcadeneme/gri1.gif