DAĞISTAN CUMHURİYETİ
 
DAĞISTAN CUMHURİYETİ
Bayrak
Amblem


Dağıstan Cumhuriyeti amblemi 20 Ekim 1994 ‘de Millet Meclisi tarafından devlet arması olarak kabul edildi.

 Amblemin özellikleri:

· Beyaz zemin üzerinde yuvarlak kalkan biçiminde olup ortasında altın renkli bir dağ kartalı bulunur.

· Kartalın üst kısmında ışıldayan bir güneş motifi, alt kısmında doruklarında kar olan altın renginde dağlar vardır.

· Dağların alt kısmında ise Hazar (Kaspis) Denizini temsil eden mavi renkli dalgalar ve nihayet onun da altında dostluğu simgesi olarak tokalaşan iki el vardır.

· Kalkanın alt yarısında üzerinde “Dağıstan Cumhuriyeti” (Respublika Dagestan) yazılı yeşil bir bant yeralır. Kalkanın üst yarısı altın renginde bir çember ile sınırlanmıştır. Alt yarısı ise yine altın rengi ile çevrilmiş diğer bayrak renkleridir. Solda gök/deniz mavisi, sağda kırmızı motiflerle bezenmiştir.

· Amblem siyah/beyaz olabilir.

 

Amblemin Kullanıldığı Yerler:

· Dağıstan Hükümeti tarafından çıkarılan tüm kanunların üzerinde

· Merkez Bankasına ait evrak ve lüzumlu kağıtların üstünde

· Mahkemelere ait evrakların üstünde

· Hükümet tarafından yayınlanan özel gazete, kitap vb. yayınların üzerinde

· Amblemin kullanımı veya iptali için gereken izinler Dağıstan Cumhuriyeti Hükümeti tarafından  verilecektir.       
 
                                      
Magomedsalam Magomedov
Cumhurbaşkanı
 
Yönetim Şekli:Cumhuriyet

Yasama gücü Halk Meclisindedir- Dağıstan Cumhuriyeti Parlamentosu.

İcra gücü açısından en üst organ Dağıstan Cumhuriyeti Devlet Konseyidir. Dağıstan Cumhuriyeti Hükümeti, Halk Meclisinin yasama yetkisi çerçevesinde, bu konsey tarafından yönlendirilir.

Yargı gücü açısından en üst organ Anayasa Mahkemesidir. Bunun altında Supreme Mahkeme ve Yüksek Uzlaştırma Mahkemesi bulunmaktadır.

Ayrıca bir de Devlet Konseyine bağlı olan Dağıstan Cumhuriyeti Güvenlik Konseyi vardır.

Dağıstan Cumhuriyeti Hükümeti şu bakanlıklardan oluşur:

1. İçişleri Bakanlığı

2. Sağlık Bakanlığı

3. Eğitim Bakanlığı

4. Çevre ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı

5. Milliyetler ve Dışilişkiler Bakanlığı

6. Sivil Savunma ve Afet Kaynakları Bakanlığı

7. Sanayi, Ulaştırma ve İletişim Bakanlığı

8. Tarım Bakanlığı

9. Sosyal Refah Bakanlığı

10. Bayındırlık, Konut ve Toplum Hizmetleri Bakanlığı

11. Çalışma ve İstihdam Bakanlığı

12. Maliye Bakanlığı

13. Adalet Bakanlığı

14. İktisat bakanlığı

15. Dağıstan Gümrükleri Kurulu

16. Vergi Polisi Dairesi

17. Federal Güvenlik Dairesi
Bakanlar Kurulu mart 2010 tarihi itibarı ile
 
Nizami Kaziev ve Rizvan Kurbanov- Dağıstan Başbakan Baş Yardımcıları,
Dağıstan Başbakan Yardımcıları-Rizvan Gazimagomedov, Antonina İdrisova, Muhtar Mecidov ve Murat Şihsaidov
Magomedfazil Azizov- Dağıstan Eğitim ve Bilim Bakanı,
Abakar Akaev- Bayındırlık ve İskan Bakanı,
Satmar Amirov-Tarım ve Köyişleri Bakanı,
Bekmurza Bekmurzaev-Milletler arası ilişkiler, Din İşleri ve Dış İlişkiler Bakanı,
Abdusamad Gamidov-Maliye Bakanı,
Marat İlyasov-Ekonomi Bakanı,
Şamil Magomedov-Çevre ve Ekoloji Bakanı,
İlyas Mamaev-Sağlık Bakanı,
Arsanali Murtazaliev-Spor ve Beden Eğitimi Bakanı,
Magomedguseyn Nasruddinov-Sanayi ve Enerji Bakanı,
Azad Ragimov-Adalet Bakanı,
 
Zumurd Suleymanov-Kültür Bakanı, 
İsmail Efendiev- Sosyal Güvenlik Bakanı.

Aşağıdaki kişiler Dağıstan Cumhuriyeti  nin Rusya Federasyonu Federal Meclisindeki temsilcileridir:

 
· Rusya Federasyonu Konseyi üyeleri: Magomed M. Magomedov (Devlet Konseyi Başkanı) ve Muhu G. Aliyev (Halk Meclisi Başkanı)


· Rusya Federasyonu Devlet DumasıTemsilcileri: R.G. Abdullatipov, G.R. Askerhanov, S.N. Resulski ve N.M. Haçaliev
DİLLER ÜLKESİ VE HALKLAR

Oldukça küçük bir ülke olan Dağistan’da kökenleri çok eskiye dayanan 30’dan fazla etnik grup yaşar. Bu gruplar birbirleriyle hiç savaşmamışlardır. Ancak  ülke büyük göçlerin yolu üstünde kadığından sayısız istilalara uğramıştır. Moğollar, Tatarlar, Timurlenk, Büyük İskender, Araplar, Türkler, Persler, Hazarlar ve daha niceleri.. Bu istilalar karşısında vatanlarının güzelliğini, özgürlüğünü ve onurunu savunan büyük savaşçılar ve onları dile getiren büyük şairler doğmuştur.

Dağıstan bir açık hava müzesidir. Yeterince araştırılmamış olan tarihi kaleleri, el yazısı kitapları ve kahramanlık destanları hala birçok mistik olguyu taşır.

 

DAĞISTAN  COĞRAFYA VE İKLİMİ


Bır Kuzey Kafkas ülkesi olan Dağıstan 7 ülke ile karadan ve Kaspis (Hazar) denizi aracılığıyla komşudur: Rusya Federasyonu (Çeçenistan, Kalmukya, Stavropol Eyaleti), Azerbaycan, Gürcistan, Kazakistan Türkmenistan ve İran.

Kuzeyden güneye 400 km uzunluğunda, doğudan batıya ise 200 km eninde olup Yaklaşık 50.300 km2 yüzölçümü vardır.  Kaspis Denizindeki kıyı uzunluğu 530 km kadardır.

Dağıtan’da 42 idari bölge, 10 şehir ve 14 kentsel yerleşme vardır. 5 iklim ve birçok fiziko-coğrafik yöresi bulunmaktadır. Yazlar genelde sıcak ve uzun olur. Alt-tropik iklime sahip olan Kaspis kıyıları deniz düzeyinin 28m altında iken, karlı Kafkas dağlarında 4000 metre aşılmaktadır. Basitleştirme yapılırsa ülke üç ana bölüme ayrılabilir: dağlar(2500 metreye kadar yerleşme vardır), yamaçlar (500-700 metre) ve alçak ovalar. En büyük nehirler Terek, Sulak ve Samur’dur. Dağıstan’ın iç kısımlarında kayalıklardan oluşan ve ilginç platolara sahip Alp sıradağları yeralır. En yüksek nokta Bazarduzi doruğudur.

DAĞISTAN TARİHİ

Dağıstan’daki ilk insan izleri Paleolitik(Aşel dönemi) çağa, 150-80 bin yıl öncesine gitmektedir. Orta Paleolitik (Mustier) çağa (80-35 bin yıl öncesine) ait bulgular tüm fiziko-coğrafik yörelerde mevcuttur. Buzulların hareketlendiği Üst Paleolitik çağda insan dağlardan önkaspis düzlüğüne inmiştir.  Gedjuk bölgesinde bulunan, mamut kalça kemiğinden yapılmış bir çanak bunun kanıtıdır. Aşel döneminde insan ateş yakmayı ve toplu avlanmayı öğrenmiştir. Mustier döneminde ise mızrak ortaya çıkmıştır.

Mezolitik çağda (10-9 bin yıl önce)  iklim değişmiş, Kaspis Denizi alçalmış ve Kafkasya’da buzul dönemi oradan kalkmıştır.  Bugün Çoh olarak bilinen yerleşmeyi miras bırakan kabileler Kaspis Denizinden hareketle Dağıstan’ın dağlık kısımlarına sızmışlardır. Mekegi ve Rugudja köyleri yakınlarında bulunan kaya sanatı bulguları da onlara ithaf edilmektedir.

Ok ve yay o zamanın en önemli keşfidir. Depicted hayvanlar ve güneş simgeleri o dönemdeki insanların ideolojik görüşlerini yansıtır.

Tarım ve hayvancılığa geçiş neolitik döneme işaret eder (8-7 bin yıl önce). Çoh’taki kayadan yapılmış bir ev Neolitik dönemden kalmadır. Çömlekçilik, örgü, taşların cilalanması ve delinmesi bu dönemin en büyük başarılarıdır.

Aeneolitik çağda (Milattan önce 5-4 bin) önemli maden keşifleri olmuştur. Dönemin standart evi Girçin köyünde bulunduğu gibi dairesel bir plana sahipti.  Ayni yerde iki de mezar bulunmuştur. Tarım ve hayvancılığa geçiş, antik Dağıstan’ın en önemli olaylarıdır. Bu sayede ekonomi gelişmiş ve nüfus artışı ile birlikte alan genişlemiştir. Geçici ve mevsimlik yerleşmeler de ortaya çıkmıştır.

Bronz çağının başlamasıyla birlikte (M.Ö 4-2 bin)  dağlık Dağıstan’da teraslama yöntemiyle ekin mükemmeleşmiştir.  Neolitik Devrim’in bir eyaleti olarak Dağıstan dahil Doğu Kafkasya, dünyanın yiyecek türlerine 50’den fazla buğday, arpa, keten, fasulye kültürlerini ve  sayısız kayısı, tohum vb. ürünleri katmıştır.

Bronz çağ demir üretimine yol açmıştır. Bu ise ekonomi, kültür, insan mentalitesinde devrimsel değişiklikler yaratmış ve nihayet askeri bir demokrasinin ve ardından da “devletin” oluşmasına neden olmuştur.

Iran’dan gelen göçer dalgaları (Sabatinler, Beloziorlar, İskit kabileleri) Dağıstan üzerinde çalkalanmış ve Transkafkasya ile Küçük Asya’ya yayılmıştır.

M.Ö. 4. yy’dan M.S. 4.yy’a kadar geçen dönemde Doğu Kafkasya’daki en belirgin olgu, Kafkas Albanya’sının kurulması ve büyümesidir. Kafkas Albanya’sının halkları, Romalılara karşı Pontik Kralı Mitridat IV Eupatoros’ un yönettiği savaşa katılmışlardır. M.S. 226’da Sasaniler İran’da iktidarı ele geçirince, Kafkasya’yı etkileri altına almak için Romalılarla savaşmaya başladılar. Büyük Göç ve çeşitli göçer kabilelerin (Savir, Avar, Barsil, Hun vb.) Dağıstan’ın Kaspis(Hazar) kıyısındaki yöreleri istila etmesi nedeniyle Kafkasya’daki durum daha da karışmıştır.

Bu kabileler, Transkafkasya ve Küçük Asya için tehlike oluşturuyordu. Bu koşullarda güvenlik sağlamak için Sasani yöneticileri kuzey sınırlarında surlar yapmışlardır. Bunlar bugün Derbent’te görülebilen surlardır. İpek yolu böylece açılmıştır.

5. ve 6.yüzyıllarda Kafkas halklarının tarihinde önemli roller oynayacak olan Lakz, Tabasaran, Zerikhgeran, Kaytak, Gumik, Serir, Derbent ve Maskut krallıklarının oluşmaya başladığını görüyoruz.

7. yy’ın ortalarında bir güney Avrupa devleti olan Hazar Kağanlığı tüm cüssesi ile boy göstermiştir. Bu kağanlık, çeşitli halklar, yerleşik ve göçer kabilelerin karışımından oluşan özgün bir konglomerasyondur. Kaspis kıyısındaki Dağıstan’da büyük gücü olan bu Kağanlığın sınırları içinde kalıyordu.

Ülke; 740’lı yıllardan itibaren, 8. yy.da Dağıstan halklarının da katılımı ile yürütülen Arap-Hazar savaşlarına sahne olmuştur. Sonunda Jarra, Maslama ve Mervan liderliğindeki Arap birlikleri, Dağıstan’ın iç kısımlarına da akınlar düzenlemişlerdir. Bu savaşlar Dağıstan’ın üretim güçlerini tahrip etmiş, köylerini yıkmış ve tarım ile zanaatin gerilemesine neden olmuştur.

Arap-Hazar savaşının sona ermesinden sonra Arap fetihleri sürmüş, Dağıstan’da İslamiyet’ in yayılması başlamış ve 15.yy’da tamamlanmıştır.

9. yy’da Dağıstan Arap halifesinin boyunduruğundan kurtulur ve 965’de Hazar Hanlığı çatlar. 11. yy’ın ortalarında Prekaspis bölgesinde bugünkü Kumuk halkının formasyonunda belirleyici bir etmen olan Polova-Kıpçak kabileleri boy gösterir.

Tatar-Moğol istilası Dağıstan tarihinde başlıbaşına bir çağdır. 1220-22 yıllarında Jibe ve Subedey komutasındaki yirmibin kişilik ordu, Kuzey Kafkasya’ya, Transkafkasya ve İç Dağıstan üzerinden girerek dağlıların sert direnişini ezmiştir. Bunu izleyen yıllar Tatar-Moğol ordularının Dağıstan’a karşı Kuzey Kafkasya’dan düzenlediği seferler(1227, 1239-40) ve inatçı dağlıların saldırganlara karşı savaşımı ile geçmiştir. Tatar-Moğol istilaları yerli halkın sosyo-ekonomik ve kültürel açılardan gerilemesine neden olmuştur.

14.yy’da Orta Asya’da büyük bir devlet kuran Timurlenk, Cengiz Han’ın başaramadığı “evrensel imparatorluk” için harekete geçmiştir. 1395’de büyük bir ordunun başında Azerbaycan ve Derbent geçidi yoluyla Dağıstan topraklarına girmiştir. Timur’un barbarca katliamları, Dağıstan halklarına sayısız felaketler getirmiş ama özgürlük düşkünü dağlılar onun önünde diz çökmemiştir. Onların özgürlük ve bağımsızlık savaşımı parlak bir tarihi olgudur.

16.yy’da İran ve Osmanlı İmparatorluğu Dağıstan’a egemen olabilmek için birbirleriyle çatışmaya başlamıştır. Bu savaşım huzursuzluk getirmiştir- yerleşmelerin yağmalanması, üretim güçlerinin tahribi, halkın imhası ve köleleştirilmesi gibi-. 1582’de Lak, Avar ve Dargilerden oluşan birleşik kuvvetler Türk yeniçerilerini yenmiştir. Ondan sonra Dağıstan halklarının özgürlük ve bağımsızlık için sürekli savaşımları başlamıştır. Bunun en etkileyici safhalarından biri, Dağlar Ülkesine her ikisi de felaketle sonuçlanan iki  sefer düzenleyen İran Şahı Nadir’e karşı yürütülen kahramanlık savaşımıdır. Dağlıların birleşik ordusu, İranlıları önce Canik’te (1738), ardından Dağıstan’da (1741) yenmiştir. İranlıların 1742 ve 1743 düzenlediği tüm saldırılar yenilgileriyle sonuçlanmıştır. Nihayet, dağlılara karşı savaş kazanma umudunu yitiren Nadir Şah, 1743’de ordularını hızla geriye çekmiştir.

19.yy’da dağlıların Çar sömürgeciliğine karşı özgürlük savaşımları, hem Dağıstan’ın, hem de bütün Kafkasya’nın tarihinde en canlı sayfa olmuştur. Dünyanın en kudretli İmparatorluğuna karşı yürütülen bu savaşım, Dağıstan ve diğer Kuzey Kafkas halklarının üç İmam’ın önderliğindeki bir kahramanlık destanıdır: Gazi Muhammed, Hamzat Bek ve Şamil. Bu savaşım sırasında bir de devlet- Şamil’in İmamat’ı- kurulmuştur. Bu devlet, 1834-1859 arasında varolmuştur. Dağlıların tahammül, cesaret ve kahramanlığı ile önderleri Şamil’in askeri dehası tüm dünya kamuoyunu büyülemiştir. Dağlıların bu savaşımı 25 Ağustos 1859’da Çar kuvvetlerinin Şamil’in son kalesi olan Gunip’i ele geçirmesi ile son bulmuştur.

Kafkas Savaşı’nın sona ermesiyle Dağıstan, Rus İmparatorluğu tarafından fiilen işgal edilmiş ve sözde “popüler-askeri hükümet” ihdas edilmiştir. Ancak, bu dağlıların özgürlük ve bağımsızlık savaşımlarının sonu olmamıştır. 1877’de Dağıstan, Çeçenistan ve Adigey’de yeni bir isyan olmuştur. Kaba kuvvetle bastırılmıştır.

Dağıstan, işgal ile birlikte, Rus uygarlığı ile tanışmış ve onun aracılığı ile de Avrupa ilişkisi başlamıştır. 19. yy’ın sonları ile 20. yy’ın başları arasında kapitalist işletmeler,devreye girmiş, demiryolu ve bir liman inşa edilmiştir. Ekonomik ve kültürel gelişme başlamıştır. Şubat Devrimi, 1917 darbesi ve bunu izleyen iç savaş halka eziyetler yüklerken, Dağıstan açısından büyük politik ve sosyal sonuçlar getirmiştir. 13 Kasım 1920’de yalnızca yerli halkların katıldığı Dağıstan Halkları 1. Kongresinde Dağıstan Sovyet Otonomu ilan edilmiştir. 20 Ocak 1921’de Tümüyle Ruslardan oluşan Merkez İcra Komitesi Dağıstan Otonom Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kurulması kararını almış ve Aralık 1921’de Sovyetlerin yalnızca Dağıstanlılardan oluşan Kurucular Kongresi cumhuriyetin Anayasa’sını yürürlüğe koymuştur. 1926’ya kadar iç savaş nedeniyle perişan olan ekonomi düzeltilmiş, Sulak nehrinden Mahaçkale’ye uzanan 70 km’lik Ekim Devrimi Kanalı kazılmış(1923), Dagogni cam fabrikası yapılmış (1926) ve Gergebil’deki hidroelektirik enerji santrali tamamlanmıştır(1929).  Yolların yapımı hızlandırılmıştır. 1928’de yönetimsel bir değişiklik gerçekleştirilmiştir. Daha önce on tane olan reyon (ilçe) sayısı, 28’e çıkarılmıştır.  1920’lerin sonları ile 1930’ların başlarında “genel kollektivizasyon” başlatılmıştır. 1937’de, SSCB Anayasası çerçevesinde yeni Dağıstan Anayasası kabul edilmiştir.  1930’larda parti hükümetinin totaliter sisteminden kaynaklanan baskılar, cumhuriyetin politik ve ekonomik durumuna çok kötü etkiler yapmıştır.

1941-45 Yurtseverlik Savaşı tüm ülke için büyük bir trajedi olmuştur. Dağıstan’da akrabalarını yitirmeyen tek bir aile kalmamıştır. Ancak Dağıstan’ın halkları SSCB halkı ile birlikte faşizme karşı zafer kazanmış ve 52 Dağıstanlı, Sovyetler Birliği Kahraman’ı ünvanını almıştır. Savaş sonrasında yaralar sarılmış, ekonomi iyileştirilmiş ve 1950’ye kadar refah artışı olmuştur. Yine de Cumhuriyet, izleyen onyıllardaki sosyo-ekonomik deneylerin tüm olumsuz sonuçlarına katlanmak zorunda kalmıştır.

İMAM ŞAMİL

1997 yılı, Rus İmparatorluğu’nun sömürgeci yayılmacılığına karşı özgürlükleri için mücadele eden Kuzey Kafkas halklarının önderliğini yapan, 19 yüzyıl dünya tarihinin en çok anılan kişiliklerinden birisi olan İmam Şamil’in 200. doğum yıldönümüdür. Kafkas Savaşı 1864’de Kuzeybatı Kafkasya’nın teslim olmasına kadar 35 yıl sürmüştür. İmam Şamil bu mücadelenin 25 yılında liderlik yapmış, adı özgürlük ve bağımsızlık için çarpışan Kafkas halklarının yaptıkları muhteşem mücadelenin simgesi olmuştur.

Şamil tarafından yönetilen dağlıların askeri başarısının tarihte bir benzeri yoktur. Dünya İmam Şamil’i,  bu çokuluslu bölgenin tarihinde birleşik ilk devleti (İmamat’I) yaratan üstün bir devlet adamı,  yetenekli bir stratejist ve komutan, reformcu ve insanlar arasında birincil derecede eşitlik prensibine sahip çıkan bir demokrat olarak anmaktadır. Yasal eşitlik, özgürlük ve bağımsızlık, o zamanki devlet politikasının ana unsurları olmuştur. Bu unsurlar Şamil’in Nizamları olarak anılan “İmamat Kanunları”na yansımıştır. Kafkas dağlılarının kahramanca savaşımları, izleyen tarihsel dönemlerde bağımsızlık için çarpışan halklara ilham kaynağı oluşturmuştur.

Seçkin bir Müslüman bilgini olan Şamil, bir köktendinci değildi. O diğer inançlara da saygı gösterirdi. Dağlılara katılan Hristiyanlar için kiliseler dahi yaptırdı.

Kafkas sorununun yalnızca askeri olarak çözümlenmesi gerektiğini de düşünmüyordu. Yetenekli bir diplomat olarak çelişkilerin barışçı yollardan çözümü için öneriler geliştirdi; bunlara dayanılarak anlaşmalar yapıldı ve askeri hareketler sona erdirildi. Buna karşılık dağlılara süngünün ucunda dayatılan ve gerek Kafkasya gerekse Rusya tarihinde trajik bir döneme yolaçan askeri bir yöntemdi.

Kafkas Savaşı’ndaki olaylar ve İmam Şamil’in kişiliği dünyada hala büyük ilgi görmektedir. Uluslararası seminer ve konferanslar, filmler, gösteri ve tiyatrolar için verimli bir zemin oluşturan bu konuyla ilgili olarak çok sayıda bilimsel çalışma yapılmıştır.

Dağıstan Cumhuriyeti yönetimi 1997’yi Şamil Yılı ilan etmiştir. Ulu İmam ve yandaşlarının anısına Cumhuriyet’in başkenti Mahaçkala’da ana caddeler yeniden adlandırılmış, heykeller dikilmiş, daha önce bilinmeyen çok sayıda eser yayınlanmıştır.

DAĞISTAN HALKLARI

  Kuzey Kafkasya Cumhuriyetleri içerisinde en geniş yüzölçümü ve en çok nüfusa sahip olan Dağıstan'ın yüzölçümü 50.300 km², nüfusu ise 2 milyon civarındadır. Başkenti Hazar kıyısındaki Mahaçkale, başlıca kentleri Derbent, Buynaks, Kaspyski, Hasavyurt'tur.

Yirmiden fazla dilin konuşulduğu ülkede etnik yapı da çeşitlilik gösterir; Ma'rulaa (Avar % 28), Lezgi (% 12), Lak (% 6), Tabasaran (% 5), Tsadah (Dargi) (% 18), Kumukh (% 12), Rus (% 9), Diğerleri (% 10)'dur.

Yirmiden fazla dilin konuşulduğu ülkede etnik yapı da çeşitlilik gösterir. Halkı üç ana unsurda toplanır. Dağıstan nüfusunun % 75'i Kafkasya'nın otohtonları olan halklardan oluşur. Bunlardan başka Turaniler % 15 ve Ariler (% 10) ülkenin diğer etnik unsurlarını oluştururlar. Dağıstan'ın otohton halkları bir çok araştırmacıya göre aynı etnik kökenden gelmektedir.

Halkın % 90'ı Müslüman, % 9'u Hıristiyan ve % 1'i de Musevi'dir.

Düşler ve mitler ülkesi Kafkasya'nın güzide bir köşesi olan Dağıstan, adına yaraşır dağlık, tepelik arazisi ve bu araziyi nakış nakış işleyen irili ufaklı sayısız ırmağı ile dünyanın en enteresan ülkelerinden biridir.

Dağıstan, bir dağlar ülkesidir. Avrupa'nın Güneydoğu ucundaki bu küçük ülkenin doğu sınırları boyunca Hazar (Kaspi) Denizi uzanır. Batısında Çeçenistan Cumhuriyeti yer alır. Kuzeyindeki Rusya Federasyonu ile sınırlarını Kuma Nehri belirler. Ülkeyi sulayan sayısız ırmaklardan bazıları Terek, Samur, Sulak, Kurak vb.dir.

İklimi karasal sayılabilir. Yazları sıcak ve kurudur. Temmuz ayında sıcaklık 23 derece civarındadır. Dağlarda yaz geceleri bile oldukça soğuktur.

Dağlık bölgenin bitki örtüsü yüksek tepelerde çam ve huş ağacından, kanyon ve vadilerde ise yaprak döken ağaçlı ormanlardan oluşur. Ağaç sınırının üzerinde Alp çayırları bulunur. Hazar Denizi sahillerinde genellikle tuzlu bataklıklar ve yer yer kumsallar bulunmaktadır. Ülkenin Rusya sınırına yakın bölgesi yarı çöl yarı bozkır özellikleri gösterir.

Dağıstan sıradağları silsile halinde, ülkenin güney komşusu olan Azerbaycan'ın sınırları içine girmektedir. Ülkenin kuzey kesiminde bozkır, onun hemen altında sahil kesiminde Terek Irmağı'nın Hazar Denizi ile birleşerek oluşturduğu delta ve bataklık araziler bulunur. Ülkenin deniz sahilleri, uzunca fakat dar bir şerit halinde düzlük şeklinde uzanır. Bu düzlükler petrol ve doğalgaz yataklarının bulunduğu bölgelerdir. Ayrıca bu düzlükler tarım, bağcılık ve meyvacılık yapılan arazilerle doludur. Bu dar sahil şeridinin hemen bitiminde, ülkenin iç kesimlerine gittikçe yükselen, dağlar başlar. Bu sarp, aşılmaz, yer yer kanyonlar oluşturan ve yer yer de vadi ve uçurumlarla birbirinden ayrılan dağlar Dağıstan iç platosunu içine alır.

Dağıstan sanayi ülkesi değildir. Ülke halkının geçimi genellikle tarım, hayvancılık ve geleneksel el sanatlarıdır. Terek Deltası ve Hazar Denizi boyunca uzanan sahil şeridi boyunca tarım ve bağcılık yapılır. Ülke topraklarının % 15'i ekime elverişlidir. Tarım alanların da buğday, mısır, pirinç üretilir. Yüksek ve yaylalık yörelerde büyük ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapılır. Ayrıca ülkede, elma, armut, kayısı, üzüm gibi birçok meyva türü üretilir. Bu yüzden konserve sanayii gelişmiştir. Sanayi ürünleri ağırlıklı olarak el aletleri vs. den oluşur. Dağıstan halıları ülkenin her yerinde üretilir. Lezgi, Tabasaran, Dargi halıları oldukça değerlidir. Bu halılar genellikle küçük boyutlu, seccade şeklindedir. Oldukça ince dokunan düğüm ipleri yünden olur ve kısa kesilir. Çözgüleri yün atkıları ise pamuktandır. Desenler çok parçalı ve geometrik olup, parlak ve renkli bir mozaikten oluşur. Demir işleme de gelişmiş bir sanat dalıdır. Petrol ve doğalgaz yönünden zengin topraklara sahip Dağıstan'da kömür cevheri, azrak metal ve demir içermeyen metal yatakları da vardır. Öteki önemli sanayiler makine yapımı, inşaat malzemeleri yapımı, kereste işleme, cam, şarap ve gıda işleme alanlarındandır. Ülke ekonomisinde Hazar Denizinde balık ve havyar üretimi de önemli bir yer tutar.

Dünya’da Dağıstan kadar küçük bir toprakta, bu denli çok sayıda halkın evi olan bir başka ülke yoktur.

Dağıstan uzun ömürlülük (milyon kişiye düşen 100+ yaşın üstündekiler) açısından dünya şampiyonudur.

Dağıstan, etnik açıdan en karışık bölgelerden biridir: burada 30’u yerli olan İber-Kafkas, Türk, İran, Hint-Avrupa ve diğerleri olmak üzere 100’ü aşkın milliyet ve halk yerleşmiştir. Yerel dillerin önemli bir bölümünde lehçe ve patois ayrışımları vardır.

Dünyanın diğer hiçbir yerinde bu kadar küçük bir alanda bu kadar çok halkı birarada bulma olanağı yoktur. 1996 başlarında Dağıstan’ın nüfusu 2.1 milyonu aşmıştır. Bu Rusya’nın toplam nüfusunun %1.2’sidir. Nüfusun %58’i kırsal alanda yaşar. Nüfus artışı hızlıdır: cumhuriyet nufusunun doğum oranı % 2, ölüm oranı % 0.71’dir. Nüfus yoğunluğu kilometre kareye 42.5 kişidir.

Dağıstan’ın dağlarında çarpıcı bir nüfus birikimi vardır. Ancak göç süreçleri yoğun olarak başlamıştır. Dağlardaki nüfus azalmasının temel nedeni, alçak bölgeler ile dağlar arasında gözlemlenen yaşam standartlarındaki büyük farklardır.

Nüfusun büyük çoğunluğu sünni Müslümandır. Şii Müslüman olan Dağıstan Azerileri azınlıktadır. Rus, Gürcü ve Ermeniler Hristiyan’dır. Dağlı halklar arasında Yahudiler de bulunmaktadır. 1989 sayımına göre Cumhuriyetin etnik bileşimi şöyleydi:

Avarlar (496 bin): -Sulak nehrinin kollarını oluşturan vadiler boyunca orta ve batı Dağıstan’da yerleşmişlerdir. Avarlar ile tarihsel birlikteliği olan ve Sulak nehrinin kolları olan Avarkoysu ve Andikoysu’nun vadilerinde yerleşik olan Andiyan (Andi, Akhvakh, Bagulal, Botlikh, Godoberin, Karatin, Tindal, Çamalal) ve Didoyan (Beztin, Ginuk, Gunzib, Hvarşin, Tzez-Dido) halklar ile Karakoysu nehrinin yüksek bölgesindeki Arçinler, kültür ve dil açısından farklılık gösterirler. Toplam 60 bin kişi olan bu halklar hem dillerini kendi hem de Avar dilini konuşur; büyük bir bölümü Rusça da bilir. Bu halklar Avar özbilincini paylaşır ve ilköğretim, devlet işlerinde ve diğer etnik gruplarla ilişkilerde Rusça ile birlikte Avarcayı kamu yaşamında kullanır.

Geleneksel uğraşları: Hayvancılık ve tarım.

El Sanatları: kadınlar-Dokumacılık (Çuha, halı ve kilim), yün örgücülüğü (çorap), keçe ve burka (keçi kılından), nakış. Erkekler- deri işlemeciliği, taş kesim işçiliği, kuyumculuk, silah yapımı ve demircilik, pirinç oymacılığı, tahta alet üretimi. Untsukul, Gotsatl, Sogratl, Çoh da gümüş işlemeciliği önemlidir (hinjal, iki uçlu hançer), gazir, koşum takımları vb. 

Darginler (Kaytak ve Kubaçiler dahil 280.4 bin)   Dağıstan’ın merkezi kısmında yerleşmişlerdir.

El Sanatlar: yün işlemeciliği (çuha, halı, iki yüzlü kilim, örgülü işler), metal, ahşap, taş, deri işlemeciliği. Kubaçi (silah ve kuyumculuk), Kharbuk (silah), Amuzgi (kılıç), Kaytak (ipek eşyalar), Gubden(kadın çorapları), Subuk (taş yontmacılığı) vb. ünlüdür.

Kumuklar (231.8 bin) alçak bölgelerde ve ovalarda yerleşmişlerdir.

Geleneksel uğraşlar:tarım ve hayvancılık (sığır, koyun, keçi, at). Dağıstan’ın dağlarına eskiden tuz ve petrol sağlarlardı.

El sanatları: Çuha ve pamuklu kumaşlar, deri işlemeciliği, ahşap, metal, taş, halı, çömlekçilik, silah yapımı.

Lezginler (204.4 bin) Güney Dağıstan’ın her yerinde yerleşiktirler.

Geleneksel uğraşlar: Tarım, bahçıvanlık, sığırcılık, vb. kültürler.

El sanatları: ahşap oymacılığı, halı dokuma, giyim, battaniye jurab(kalın örgülü çorap), deri işleme, ayakkabıcılık, demircilik, (Akti köyü), kuyumculuk, silah yapımı (İkra köyü) vb.

Laklar (91.7 bin) Çoğunluğu dağlık Dağıstan’ın orta kesiminde, bir bölümü ise Çeçenistan sınırı boyunca yerleşmiştir.

Geleneksel uğraşlar: tarım ve sığır besiciliği.

El Sanatları: Çuha, iki yüzlü kilim, metal eşyaların üretimi ve kalaylanması, kuyumculuk, altın ve gümüşle dikiş, eğer ve ayakakabı yapımı, taş işleme, Kaya köyü tüccarları, Kuma konfeksiyoncuları, Tsovkra ip cambazları ve akrobatları ile ünlüdür. Balhar kadınlarının ürettiği seramikler iyi tanınır.

Tabasaranlar (73.2 bin) Güney Dağıstan’ın dağ yamaçları ile ovalarında yaşarlar.

Geleneksel uğraşlar: tarım, bahçıvanlık, sığır besiciliği.

El sanatları: halıcılık, ahşap işleme, çömlekçilik, ağaç ve taş oymacılığı, demircilik, giysi, battaniye ve kalın çorap üretimi, deri işlemeciliği.

Nogaylar (28.3 bin) Özellikle Cumhuriyetin kuzeyindeki Nogay steplerinde yerleşmişlerdir.

Geleneksel uğraşlar: Göçerlik şeklinde ve meralarda sığırcılık, at ve deve yetiştirme, tarım, kavun tarımı, bahçıvanlık, tavukçuluk, avcılık ve balıkçılık.

El sanatları: deri işlemeciliği, koyun derisi, kerestecilik, çuha ve battaniye  ürünleri (burka, ayakkabı, şapka, Arbabaş halıları)

Rutullar (15.0 bin)  Güney Dağıstan’da Samur havzasının yukarılarında yaşarlar.

Geleneksel uğraşlar: Sığırcılık, tarım, sebze tarımı, bahçıvanlık.

El Sanatları: Çuha, halıcılık, battaniye, yünden çoraplar üretimi, dönen tezgah olmaksızın seramik, taş işelemeciliği, bakır ve gümüş.

Agullar (13.8 bin) Güney Dağıstan’da Çirakçay nehri havzasında yaşarlar.

Geleneksel uğraşlar: demircilik, deri işleme, koyun derisi, yün (giysi, iki yüzlü kilim, havsız halı, çorap), ahşap oyma, taş kesmeciliği.

Tsakurlar (5.2 bin) Güney dağıstan’da Çırakçay nehrinin sağ kolları boyunca yerleşmişlerdir.

Geleneksel uğraşlar: tarım ve sığırcılık

El sanatları: deri işleme, koyun derisi, yün, iplik, halı, giysi, iki yüzlü kilim üretimi; örgücülük, marangozluk, kalaycılık.

Dağ Yahudileri ve Tatlar (17-18 bin) Esas olarak kentlerde yaşayan bu halkların dil ortaklığı vardır. Ancak dinsel inanaçları farklıdır (Sii Müslüman, Yahudi ve Monofizit Hiristiyan).

Geleneksel uğraşlar: tarım, bahçıvanlık, bağcılık ve şarap üretimi

El sanatları: halı dokumacılığı, pirinç eşya yapımı vb.

Azeriler (75.4 bin) Derbent kenti ile Derbent ve Tabasaran ilçelerinde yaşarlar.

Geleneksel uğraşlar: tarım, bahçıvanlık, bağcılık

El Sanatları: halıcılık, kuyumculuk, pirinç eşya yapımı, giysi, deri işlemeciliği vb.

Çeçenler (60 bin) Hasavyurt ve Novolak ilçelerinde yaşarlar.

Geleneksel uğraşları: tarım, bahçıvanlık, sığırcılık.

El Sanatları: kuyumculuk, demircilik, çerkeska için çuha (uzun, tam boy- ince belli ceket) ve diğer giysiler, battaniye ve ipek işleri, deri ve ahşap işleme.

Ruslar (300 bin) Kentlerde ve Kizilyar ile Tarumov bölgelerinde yaşarlar.

Dağıstan dışında da özellikle Rusya, Azerbaycan ve Orta Asya Cumhuriyetlerinde önemli sayıda Dağıstanlı yaşar.

DÜNYADAKİ DAĞISTAN DİASPORASI

Çeşitli tarihsel olaylar nedeniyle, binlerce Dağıstanlı Orta Doğu ülkelerine(Türkiye, Suriye, Ürdün, Irak, Mısır, Suudi Arabistan vb)  göçmüştür. Amerika, Avrupa ve diğer bazı ülkelerde de Dağıstan diasporası vardır. Osmanlı İmparatorluğu topraklarına 1860’lar ve 1870’lerin sonlarında yapılan göçlerin temel nedeni, Kafkas Savaşının sonucu ve 1877’deki dağlı isyanıdır. Bu zorunluluktan kaynaklanan yapılmak zorunda kalınan bir  göç süreci idi. Daha sonraları 1905-1907 yıllarında ve İç Savaş sırasındaki olaylardan sonra da göç hareketleri izlenmiştir.  Diasporada ayrı bir grup ise görevinden ya da “yerinden edilen” ( bir tür II. Dünya Savaşı kurbanları) kişilerden oluşmuştur.

Dağıstan diasporası konusunda sayısal bilgi vermek oldukça zordur. Araştırmacılar halen Orta Doğu ülkelerinde oturan Dağıstan kökenlilerin sayısını yaklaşık 100 bin olarak kabul etmektedirler. Bunların 2/3’ünün yaşadıkları ülkede kültürel ve dilsel olarak asimile oldukları düşünülmektedir. Öte yandan, 1920’lerde Osmanlı İmparatorluğu’nun diğer eyaletleri bir yana, yalnızca Anadolu’da Dağıstan kökenlilerin yerleştiği 70 kadar yerleşim birimi olduğu bilinmektedir. O yıllarda, yalnızca Dağıstan kökenlilerden oluşan otuzdan fazla toplu yerleşme sayılmıştır. Dağıstan kökenliler,  Kuzey Kafkasya’dan gelen diğer göçmenlerle birlikte kentlerde ve idari merkezlerde yaşamaktadır-Türkiye’de Türk, Kürt ve Kızılbaşlar; Araplar; Suriye’de ise Türk ve Dürziler’le komşu olarak.

Sanayileşme ve kentleşme nedeniyle Dağıstan göçmenlerinin büyük bölümü büyük şehirleri tercih etmektedir. Yine de, Türkiye topraklarında göçmenlerin toplu olarak yaşadığı epey yerleşme vardır. Burada kaydetmek gerekir ki, bu ülkelerdeki Dağıstan diasporası milliyet(dil) esasına göre farklılaşmaz: tümü kendilerini “Dağıstanlı” olarak kabul eder.

Son yıllarda Dağıstanlılar yurtdışındaki soydaşları ile aktif ve kalıcı ilişkiler kurmaya başlamıştır. Ekonomik ve kültürel işbirliği gelişmeye devam etmektedir. Dağıstan göçmenlerinin yeni nesil çoçukları, Dağıstan’da yüksek öğrenim görmektedir.  Tarihi atavatanlarında yaşamak ve vatandaş olmak isteyenlerin sayısı artmaktadır.

ÖRF VE ADETLER

Çok eski zamanlardan bu yana Dağıstan toplumunun bireysel ve kamusal yaşamı, kendi kendini yöneten bir sivil toplum olarak, bir dizi kurallardan oluşan ortak yasalar- Adetler- tarafından yönlendirildi. Adetler toplum yaşamının sigortaları, toplum bireylerinin mülkü ve saygınlığı, seçkinlerin imtiyazlarının bekçisi idi. Yerleşik ahlaki ve tinsel normları meşru kılıyordu. Yasal kurallar sistemi ve genelde yaşamın çeşitli durumlarında davranış biçimlerini yönlendiren halkın akıl, gelenek ve göreneklerinin kaynağını oluşturuyordu. Kolektivizm, komşuluk dayanışmaları (cemaat) ve akrabalık en fazla korunanlardı. Atalardan miras kalan konukseverlik yöntemi ve alışkanlıkları ile akrabalık  bir tinsel kategori olarak toplumun tinsel-etnik özellikleri arasına yerleşti.  Ancak farklı halkların adetlerindeki  ayrılıklar nedeniyle Dağıstan toplumunun kalıcı birliğine katkıda bulunamadılar. Çoğu kez, İslam ilkeleri ile çeliştiler. İmam Gazi Muhammed’in Dağıstan halklarını tüm Müslümanlara yönelik Şeriat temelinde birleştirmek isterken, adetleri kaldırmaya teşebbüs etmesi rastlantısal bir davranış değildi. Adetler, Dağıstan halklarının tarih ve kültürü konusunda eşşiz birer kolleksiyondur.

PAGANİZM (çok tanrılılık)

Dağıstan halkları geleneksel olarak İslam’a bin yılı aşkın bir süredir bağlanmış olup, daha önceki pagan (çok tanrılılık) döneminden bugüne fazla iz kalmamıştır. Pagan dönemine ait şeytan ve ilahların adları ve işlevleri ancak mitlerde ve folklorda bulunabilir. Eldeki verilerden haraket edildiğinde, tüm halklar açısından, paganizm dönemindeki ünlü kişilerin mezarları ilahların elindeydi.  Onların emrinde diğerleri vardı.( Avar-Dido ve Nakh dil gruplarındaki halklar için Tsob, Lezgin ve Tabasaranlar için Alpan ). Kumuk ve Nogaylar için en üst ilah Tengri, Laklar için Zal, Tabasaranlar için ise Umçar idi. Ayrıca tanrı-koruyucu ve şeytanlar, belirli elemanları kontrol eden tanrılar vardı ( Avarlar’ın ‘Rüzgarın anası’ dedikleri Ghorol Ebel, Tsudakharlı Darginler’in Şıçurlagaşçura’sı, Lakların Çassaji’leri gibi).

Suvanasi, Kumukların su tanrıçası idi., Kizri- peygamber Tabasaranlar’ındı. Zaburay ve Vasamay Darginlerin yağmur tanrısıydı. Avar ve Darginler’in Mani adında sıcaklık tanrısı vardı. Tiliyarata ilçesinde yaşayan Avarlar hala “ormanların anası” na inanırlar.  Nerdeyse tüm Dağıstanlılar son demette simgeleştiği üzere mısır tarlasının ruhuna inanırlardı. El sanatlarını koruyan tanrılar: Tabasaranların demir işlerini koruyan Temirhoyas, Zubutlinlerin halı dokumalarını koruyan Hiafi, Avar, Dargi, Lak ve Tsakur mitolojilerinde avcılık tanrısı olan Abdal.

Bunlardan sonraki grup, Tanrı-koruyucular ve aile, ev, refah ve zenginlik şeytanları topluluğudur. Bunlarla birlikte “ev yılanları” (Avarlar’da Kaz, Laklar’da Kini, Tabasaranlar’da Şavgar ve Benegut) ve periler söz konusudur.

Güneş ve yağmur için yapılan törenlerde Tanrılar maskelerle ve antropomorfik metal, ahşap, taş, hamur ve bitkisel (çeremşa) olarak simgeleştirilirdi. Tanrı ve şeytanların tanımlamak üzere kanca, boncuk, görülmez güğüm  vb   kullanılırdı. Ölenlerin dünyası-atalar- fiziksel anormalliklerle karakterize edilirdi.

İSLAM VE DAĞISTAN

İslamiyet’in Dağıstan’a girişi 7. yy’da olmuştur. 12. ve 13. Yy’lardan itibaren halk yaşamında belirleyici rol almaya başlamıştır. İslam, Arap dili ve Müslüman doğu ülkeleri ile olan ilişkiler Arap-Müslüman edebiyatına dayanan kültür ve ideolojinin ortaya çıkmasında ve gelişmesinde en önemli unsurlar olmuştur. Halk faaliyetlerinde ve ruhsal yaşamda hala büyük bir rol oynayan Sufizm (tasavvuf) Dağıstan’da ağırlıklı İslami eğilim olmuştur.

Sovyet dönemindeki, “tepkici dinsel ideolojiye karşı mücadele” ve saldırgan ateizm İslam’a ağır bir darbe vurmuştur. Her yerde din okulları kapatılmış, camiler boşaltılmış, yıkılmış ve bu yerler kamulaştırılmıştır. Müftülükler, Arabça uzmanları, fiziksel anlamda yokedilmek dahil, ciddi baskıya maruz kalmış, Kur’an ve diğer dinsel yayınlar ortadan kaldırılmıştır.  Arapça alfabenin kullanıldığı mektuplar reksiyoner ve tehlikeli sayılmıştır. Din resmi olarak “Halkların afyonu” olarak nitelenirken, dine karşı savaşan ateşli kişiler işi şaçmalama noktasına kadar götürmüşlerdir: yerel aydınlar tarafından dağlıların yeniden eğitimi için Arapçaya çevrilen komünist klasikleri dinsel kitaplarla birlikte ateşe atılmıştır.

Ekim Devriminin arifesinde Dağıstan’da 1700 cami varken, 1988’de sadece 27 cami kalmıştı.  Ayni zamanda, önemli kişilerin cenazeleri, her ne kadar kendileri “inanmış ateist” idiler ise de, şaşmaksızın top atışları ile eşlik edilen törenlere sahne oldu. Perestroika ile birlikte ulusal ve dinsel öz bilinç hızla gelişti. Bugün, müftülüğün resmi sahiplenişi ötesinde, partiler, kitle iletişimi vb. alanların tümünde, heryerde dine ilgi görülmektedir.

Günümüzde, özellikle kırsal alanlarda birçok sorun  alimler kurulu ve toplumun yaşlılarından oluşan cemaatlerin  aracılığı olmaksızın çözüme kavuşturulamaz. Yeniden İslamlaşma ile ilgili süreçler, törenler ve kültürel faaliyetlerde yoğun olarak gözlemlenmektedir. Sayısı 1500’ü aşan camiler, birçok İslamcı yüksek eğitim kurumu ile önemli sayıda medrese ve okul, dinsel inancın dirilişi ve Cumhuriyetin tarikatların tüm görkemiyle ayağa kalkması ve restorasyonu konusunda çalışmaktadır. Dinsel yayınlar geniş çapta yayınlanmaktadır. Yüzlerce Dağıstanlı, Müslüman ülkelerde dini eğitim veren yüksek okullarda öğrenim görmektedir.

HAFIZLIK

Kur’an çok az kişi tarafından ezbere okunabilmektedir. Bu Allah vergisi hünerin sahiplerine, saygıyla, “Hafız” denir. Kur’an’ı başarılı  bir biçimde ezberden okuyan, gerçek bir lütuf, onaltı yaşındaki Akrami Abdurrahmanov, Cumhuriyet’in Kur’an okuma yarışmasında birinci seçilmiştir. Mest olan juri, kendisini Hafız sıfatıyla ödüllendirmiştir.

Akrami, Arapça’nın yanısıra dört dil daha bilmekte ve şimdiden Gubden köyündeki Cuma Camii ile medresede çocuklara hocalık yapmaktadır.

BİLİM VE EĞİTİM


Dağıstan, bugünkü bilim ve eğitim durumuna gelirken; uzun, karmaşık ve çelişkili bir yoldan geçmiştir. Bu yol, onyıllarca yöntemsel tek yanlılık ve ideolojik sübjektiflik içermiştir. “Küçük” olarak anılan halkların tarihindeki ve manevi deneyimindeki olumlu olan herşey Sovyet ideolojik konseptiyle ayni çizgide olmadığı için gözardı edilmiştir. Ulusal kültürün riliklerinde yalnızca tepkici, cahil ve karanlık düşünceleri getirdiği düşüncesiyle “doğu”  ya da  “Müslüman”  maneviyatına nihilistik-hiççi- atıflar yapılmıştır. Bu ele alışın, dayanaksız, Avrupa-merkezli, “gerikalmış Doğu” yu dışlayan yaklaşımla ortaklığı vardır.

Bu arada Dağıstan, Doğu edebiyatını kolleksiyonlar ve kütüphanelerde asırlardır biriktirmekteydi. Bunlar, yalnızca dinsel veya teolojik edebiyat değil, bilginin birçok alanında geçerli kaynaklardı.  Arap tarihçi Tabari’nin “Müslüman Dünyasının Doğal Bilgileri”, Al-Gazali’nin “İnancın Canlanışı”, Öklit’in “Orijinler” i… vb. dünyaca ünlü yapıtların okunması alışılagelmiş bir uygulama idi. Dağıstan’da uluslararası önemi olan kültür ve bilim merkezleri, ulusal kültürün geleneklerini depolayan müzeler vardır.

Dağıstan’da gelenekselleşmiş olan ve  Arapça eğitim veren din okulları eğitimin temel biçimi olmuştur. Kafkasya’daki Müslüman okullarının yarısı Dağıstan’dadır. Tarihçi M. Pokrovski  Dağıstan için “Bu çıplak kayalar yığını, aşağı yukarı Kafkasya’daki en okumuş yer” demiştir. 1870’de Tiflis’te basılan Kafkas Dağlıları Üzerine Veri Derlemesi” (Sayı 3) adlı yayın “Her dağlı gencinin Dağıstan’da okuma gücüne sahip” olduğuna tanıklık etmiştir.

Dağıstan’daki İslamcı eğitim teolojinin yanısıra hukuk, mantık, retorik, gramer, Arap dilinin uslup bilimi, şiir yazmanın ilkeleri, cebir, astronomi, coğrafya vb. dersleri de kapsamıştır. Ayrıca, Hint, Fars, Batı-Avrupa filolojisi ve felsefesi, Aristo ve Eflatun’un görüşleri, Volter ve Hugo’nun fikirleri vb. konular da Dağıstanlılarca erişilebilmiştir. İ. Kraçkovski “Arap kitabı Dağıstan’a ithal edilen bir sciolism ziyneti değildi, onunla yaşanıyordu” demiştir. Bu, yerel halkta yaratıcı bilimsel düşünce için ilgi uyandırmıştır. Okumuş Dağıstan, olağanüstü düşünce ve bilim adamları çıkarıyordu: Obodlu Şaban, Kudutlu Musalav, Karakili Taygip, Yaragili Muhammed, Megebli Damadan, Hunzaklı Kadı, Aktili Mirza Ali, Aimakili Abubakar, Kudalili Gassan Efendi, Ubralı Magomed, Usişalı Davud, Alkadaraili Gassan, Ali Kaiaiev ve diğerleri. Bunların  tarih, felsefe, hukuk, filoloji üzerine çalışmaları kendi zamanlarında ve daha sonraki nesiller tarafından incelenmiş, özümsenmiş ve yorumlanmıştır. Birçoğu Müslüman Doğu’da yayın olarak biliniyordu. “Dağıstanlıların kader icabı gittikleri anavatanları dışında bile tüm Müslüman dünyasında evrensel otorite olarak görüldükleri anlaşılıyor” diye vurgulamıştır doğubilimci Kraçkovski.

Dağıstan’ın Rusya’ya bağlanması ile dağlıların toplumunun gelişmesinde yeni bir safhaya girilmiştir.Coğrafya ve tarih, arkeoloji ve etnografi, filoloji ve halk ilaçları konusunda tam ve derinlemesine ilk çalışan; doğal kaynakları- maden zenginlikleri, toprak ve fauna vb.- ilk araştıranlar Rus bilim ve akademik hayatının seçkin temsilcileri olmuştur: A. Berzhe, A. Neverovski, V. Dokuçaiev,, N. Pigorov, P. Usla ve diğerleri. Onların etkisinde 19. yüzyılda pırıl pırıl ışıldayan Dağıstanlı araştırmacılar yetişmiştir: Şikaliyev, Z. Gazanfar, A. Çirkievski, A. Omarov, M. Kandiyev, G.M. Amirov, M.E. Osmanov, G. Alkadari, B. Dalgat; tarih, etnografya, folklor ve Dağıstan dilleri üzerine önemli araştırmalar yapmış olan yazarlar. Onların yardımıyla P.Uslar,  Avar, Dargin, Lezgin, Lak ve Tabasaran dillerinin gramerini yazmayı başarmış ve dağlıların folkloru üstüne bir dizi usta yapıtını yayımlamıştır.

19.yy’ın ikinci yarısında, Dağıstan alfabelerinin ilk ABC leri oluşmuş,okullar için gramer kitapları, geniş kesimlerin okuyabilmesine olanak veren kitaplar çıkmıştır. Laik eğitim veren ilk okullar kurulmuştur. Dağıstanlılar arasınadan San Petersburg, Moskova, Kazan, İstanbul, Kahire, Paris vb. yerlerde yüksek eğitim görmüş  ulusal aydınlar ortaya çıkmıştır.

Sovyet döneminde, eğitim ve bilim sistemi bir devlet işletmesi haline gelmiştir. Dağıstan halklarına ait yazı dilinin önce Arapçadan Latinceye(1928) ve daha sonra Rusçaya (1938) çevrilmesi ile birlikte radikal değişiklikler olmuştur. Likbez (okumamışlığa son) ve vseobuş (zorunlu temel eğitim) sistemlerinin devreye sokulması ile Dağıtan’da kültür devrimin zemini sağlanmıştır.

Geniş ilk ve orta okul şebekesi ile birlikte, teknik okullar ve sektörel personel okulları kurulmuştur. Mesleki eğitim başlatılmıştır. Otuzların ilk yıllarında, ilk yüksek eğitim kurumları açılmıştır. Bilimsel araştırma enstitüleri de ortaya çıkmıştır. 1924’de Doğal ve Dağıstan Halkları Kültür Mirası Bilimsel Araştırma Enstitüsü’nün kurulması çok önemlidir: Bu enstitü birçok akademik yönlenmenin oluşmasına yol açmıştır.

Bugün’ün Dağıstan’ında bilim, çağdaş bilimin tüm alanlarında verimli araştırmalar yapan bir düzine bağımsız bilim enstitüsünün bağlı olduğu Rusya Bilimler Akademisi Dağıstan Bilim Merkezi; beş yüksek öğrenim kurumu ve sektörel-departmantel araştırma merkezleri(Devlet Üniversitesi, Pedagoji Üniversitesi, Teknik Üniversite, Tıp Akademisi,  Tarım Akademisi); laboratuvarlar ve istasyonlar  tarafından temsil edilir.

UZAY VE HAVACILIK

Musa Manarov’un uzay uçuşları Dağıstan’da çoşkuyla kutlanmıştır. İlk uçuşunda, astronotluk alanında olağanüstü kabul edilen ve hala kırılamayan, bir rekora imza atmıştır: uzayda 366 gün kalarak Guinness Rekorlar Kitabına girmiştir. Manarov uzayda bir çok gezi yapmış, değerli deneyler yapmış ve uluslararası kabin ekiplerinin etkinliklerinde yeralmıştır. Musa Manarov astronotluğun gelişmesine önemli katkıda bulunmuştur. Sovyetler Birliği Kahramanı, Şeref Madalyası ve birçok ödülün sahibi olan Manarov uzayda toplam 541 gün kalmıştır.


Rusya Kahramanı Magomed Tolboiev de Dağıstan’ın ulusal gururu sayılmaktadır. Ünlü pilot eskiden, tekrar kullanılabilen ilk uzay aracı olan Buran’ın ucuş ekibinin bir üyesiydi. Ayrıca kendisi bir izleme uçağı ile Buran’ın pilotsuz otomatik inişini sağlamış ve denetlemiştir. Buran, ekonomik nedenlerle insanlı uçuş yapmamıştır. Yine de Magomed Tolboiev Dağıstan’da düzenlediği muhteşem havacılık gösterileri ile Cumhuriyet’ i havacılık mekezlerinden biri haline getirmiştir. Kendisi bugün Dağıstan Güvenlik Konseyi Sekreteri olup, en popüler politikacılardan biridir.

DAĞISTAN EDEBİYATI

Yazılı edebiyat Dağıstan’da 17. yy sonları ve 18. yy başlarından bu yana vardır. 19. yy ise edebiyatın hızla geliştiği ve tüm şiir türlerini içren harmonik bir sanatsal sistemin ortaya çıktığı dönemdir. 20. yy’a gelindiğinde  Dağıstan, çok sayıda ünlü düşünce adamı ve ozanı, değişik eğilimleri ve uslupları ile  zengi hümanist sanatın ile tanınmaya başlamıştı. Dağıstan’ın bu “Altın Çağı” nda gelişen güçlü tinsel gelişimi günümüzdeki kültürün organik bir parçası oldu.

Dağıstan’ın çok uluslu edebiyatı özet olmayan ancak sentetik bir kavramdır ve bu birlikteliğin kökleri halklarının derin genetik akrabalıklıklarına uzanır.Halkların yoğun tinsel yaşamı, bir resim paletinin üzerindeki renkler gibi, yaratıcı düşüncenin folklor geleneklerine yansımasıdır.

Dağıstan edebiyatlarının kaynaklarında ve  oluşumunda ve “Doğu Kafkasyanın Dünya Kültür Topluluğunun Müslüman Kanadına Dahil Edilmesi” (V. Bartold) adlı yapıt ile saptandığı gibi, Arap-Doğu gelenekleri özel bir yer tutar. Arapça uzun bir süre tamal edebi dil olmuştur.

18. yy’ın kapanmasıyla birlikte  Dağıstan kültür tarihinde ulusal yazılı dil (Adzham) ortaya çıkmış ve Arapça’nın otokrasisi (mutlakiyeti) sona ermiştir. Yerel dillerde yazılı sanatsal metin parçalarının belirmesiyle birlikte Dağıstan edebiyatının biçimi, içeriği ve boyutları değişmiştir. O zamanki dünya edebiyatının ana akımı olan Rus edebiyatı ve düşüncesine erişim Dağıstan edebiyatının gelşiminde önemli bir unsur olmuştur. Dağlıların ulusal bağımsızlık için mücadelesi ile eşzamanlı olan Rus halkının köleliğe ve mutlakiyete karşı mücadelesi, çok uluslu devlet çerçevesinde halklar arasında birliktelik kavramının doğmasına neden olmuştur.

Parlak yeteneklerin, güçlü kişiliklerin ve karmaşık akibetlerin oluşturduğu bir takım yıldız olarak nitelenebilecek o zamanki Dağıstan ozanlığı, bölge ve dünya liriklerinin önde gelen bir örneğidir. 1917’yi izleyen dönemde ulusal deneyim ve yerleşik gelenekler epey revize edilmiştir. Bu yolda bazı şeyler kazanılmış, bazı şeyler yitirilmiştir.

Yeni ulusal edebiyatın başını şunlar çekmiştir: Lezgilerde Süleyman Stalski, Avarlarda Tsadalı Hamzat, Laklarda Garun Saidov,  Kumuklarda Zeynelabid Batırmurzayev, Darginlerde Rabadan Nurov. 1934’deki I. Dağıstanlı Yazarlar Kongresine 100 delege katıldı.Ayni otuzlu yıllar Dağıstan kültürü için felaketler getirdi: B. Astemirov, R. Nurov, M. Çarinov, G.Gadjibekov, A. Şamkhalov, A. Aldarski, B. Malaçikhanov, G. Gadjiev ve Dağıstan aydınlarını temsil eden diğer birçok üstün nitelikli insan.

Dağıstan edebiyatının sesi 1941-45 arasındaki Yurtseverlik Savaşı yıllarında yükseldi. Anavatan “süngü ve kalemle” savunuldu. E. Kapiev, R. Dinmagomaiev, A. Mitarov, A. Salavatov, A. Abakarov, M. Stalski savaş alanlarından geriye dönmediler. Onların yerini almak için yeni nesil yazarlar hazırdı: R. Gamzatov, R.Raşidov, N. Yusupov, A. Abubakar, A. Saidov, B. Ramazanov, O. Şahtamanov, Ş. Alberiev, M. Suleymanov, M. Gairbekova, F.Aliyeva, A. Atabayev.

Bugün Dağıstan’da 15 ulusal edebiyatın temsilcileri olan 120’den fazla yaratıcı birlik üyesi yazarlar örgütünü oluşturur.  40 yılı aşkın bir süredir Dağıstan yazarlar birliğinin başkanlığını Rasul Hamzatov yapmaktadır. H. Avşalumov, Y. Kappaliev, F. Aliyeva, M.R. Magomedov, O. Şamhalov, H. Hametova, M. Gamidov, A. Abbasilav, B. Kulunçakova, B. Magomedov, S. Kurbanova yaşamlarının verimli döneminde bulunuyorlar.

BASIN YAYIN

Dağıstan’da halen 14 Dağıstan diline ait 78 gazete ve 6 dergi yayımlanmaktadır.

Devlet Konseyi, Halk Meclisi ve Dağıstan Hükümeti tarafından kurulan 13 Cumhuriyet gazetesinin trajları 1.500- 22.000 arasındadır. Mevcut 47 bölgesel ve kentsel gazetenin kurucuları yerel özyönetimlerdir. Trajları 1.00- 2.500 arasındadır.

Bu gazetelerden 8’i ticari nitelikli reklam ve ilan, 2’si turizm ve spor, 1 tanesi dinsel içerikli olup diğerleri siyasi partilerin, siyasi hareketlerin ve diğer derneklerin organlarıdır. Bunların toplam titajı 5.000- 30.000 arasındadır.  Zenşina Dagestana (Dağıstan Kadını) ve çocuklara yönelik Sokolinok (Küçük Şahin) dergileri 7 dilde; Yazarlar Birliği dergisi 5 dilde yayınlanmaktadır. Bizim Dağıstan, Dağıstan Halkları ve Islam Medeniyeti dergileri ise Rusçadır.

Halen çalışır durumda 3 devlet yayınevi ve 18 departman vardır.

MİMARLIK

Halk mimarisinin teknik ve ilkeleri nesiller boyu biriken deneyimin sonucudur. Bu mimarinin ayırdedici niteliğini yapım biçimlerinin akılcılığı, doğal çevreyle ve tarihsel gelişimle yakın bağlantıları ve güvenilir bir savunma zorunluluğu belirlemiştir.

Dağlık peyzajın krokilerindeki Dağıstan aulları (köyleri), kayalara tünemiş, dağların doruklarına yapışmış yerel doğal konturların devamı gibidir. Köyler evleri birbirine yakın olduğu yoğun-toplu yerleşimlerdir. Kırsal evlerin arasından çoğu kez bir çıkmazla biten ya da evlerin altında tünel gibi uzanan dar yollar (saklias) geçer. Bu yerleşim biçimi aulların korunmasını sağlar. Yerleşimlerin nerdeyse tümü, geceleri kapıları kapanan bir veya iki yol veya patika ile erişilebilen birer kaledir. Günümüzde, Dağıstan yerleşimlerinde daha çok geniş ve düz caddeler, demir saç ile kaplı tavanları ve camekanlı verandaları olan ferah evler vardır. Bu evlerin mobilya ve kullanımı kentlerdekine benzer.

HALK  BİTKİ TEDAVİSİ

Tarihsel olarak, Dağıstan’da halk tedavisi üst düzeyde gelişmiştir. Bu yolla tanı koyulamayan ve tedavi edilemeyen hastalık neredeyse yoktur. Kolera ve çiçek istisnalardır. Dağıstan hekimleri sayısız tıbbi reçetenin, tıp kitaplarının ve pitoterapinin yazarlarıdır. Doğu tıbbının başarılarında yer tutmuşlardır. Dağıstanda bitki, organik veya inorganik kökenli 4.000’I aşan reçete bilinmektedir. Ancak uygarlıktaki ilerlemeler, sanayileşme ve ekolojik dengedeki bozulmalar dağlıların sağlıgına da zararlı etkiler yapmıştır.Yeni, “modern” hastalıklar, teknoloji kökenliler dahil, kendini göstermiştir.

UZUN YAŞAYANLAR

Dağıstan gerontoloji açısından da dikkate alınmaya değer. 1926 sayımına göre Dağıstan’daki uzun yaşayanların- bir milyon kişide 100 yaşın üstündekiler- sayısı 2543 kişi idi. ( Abhazya’da 1687, Bulgaristan’da 320 ve Japonya’da 242). 1959 sayımında Dağıstan kayıtlarında 644 uzun yaşayan vardır. Bu Belçika, Almanya, Hollanda, Danimarka, İtalya, Norveç, Finlandiya, Çekoslavakya ve İsveç’in birarada sahip olduğu toplam değerin 1.5 katıdır. L. Lavrov  “Kuzey Kafkasya’nın Epigrafik Anıları” başlıklı kitabında, 10.-17. yy’lar arasına ait mezar yazılarından şöyle aktarmalar yapar: “..200 yıl yaşıyan Bu-bay..”; “…245 yıl yaşamış olan Hurme Bike…” vb. Akademisyen A.Bekker 1878’de Kuruş köyünde 150 yaşını aşmış iki adam bulmuştur. Bir Kafkasya araştırmacısı olan E.Markov 135 yaşındaki bir adamdan 120. doğum gününde yeniden diş çıkardığını öğrenmiştir.

Kulinski ilçesinden bir çoban olan Kurban Kurbanov 160 yıl yaşamıştır. Kadar köyünden Aşura Omarova da (1799-1959) ayni yaşa erişmiştir. Çok sayıda Dağıstanlı bilgininin de uzun yaşadığı biliniyor: Karakili Ömer oğlu Taygip (105), Hunzaklı Laçinilav (106), Akuşalı Zuhunkadi (100), Kumuklu hekim Ahmed Hacı (120), Kulili Arabist Pirguseinov Nazba (128).

Uzun ömürlüler dağlık yörelerin insanları olup, çok yaşayan kadınların sayısı erkeklerin iki katıdır. Tüm uzun ömürlüler “ ateşin altını temizlediği gibi, iş de insanı temizler” inancıyla aktif bir hayat sürmüşlerdir. Ancak belirleyici olan ekolojik çevre, yerel adetlerin özellikleri, hareketli olmak, genetik yatkınlık, dinsel reçetelerin uygulanması ve doğal olarak makul yiyecek ile temiz dağ havasının bileşimidir.



ARKEOLOJİ

Dağıstan’da ilk arkeolojik araştırma 19. yy’ın sonlarında başlatılmıştır. O zamandan beri bu eski topraklar araştırıcıları çarpıcı buluntularla durmadan şaşıtmaktadır. Hazar Kağanlığına atfedilen İdil kalesinin kalıntıları ve Velikent köyünün çevresindeki mezarlarda 5000 eşşiz bronz parça daha son zamanlarda bulunmuştur. Kalesindeki kulede yapılan kazılar sayesinde Derbent kentinin gerçek yaşının 5000 yılı aştığı saptanmıştır. Son yıllarda Dağıstanlı arkeologların çalışmalarına daha fazla yabancı meşlektaşları katılmaktadır.

BÜYÜK KAFKAS SEDDİ

Eskiden “Dag-Bari “ olarak anılan Dağ Seddinin günümüze kadar korunan kule kalıntıları, kaleleri ve surları Doğu’da Derbent’ten, Batı’da Tabasaran Dağları’na kadar uzanan muhteşem bir savunma sistemi olduğunu kanıtlar. Eski zamanlarda bu tür setler (ÇinSeddi gibi) göçer kabilelerin akınlarına karşı bir engel olarak yapılmıştır. 6.-8. yy’lar arasında inşa edilen Dağ Seddi’nin de benzer bir amacı vardı. Savunan taraf önce Sasaniler, daha sonra Arap Halifeliği iken; saldıran esas güç Hazarlar’dı. Hazarların gerilemesi ve nihayet dağılması ile Dağ Sedleri stratejik değerini yitirdi, giderek harabeye dönüştü. Yerli halk buradaki taş parçalarını bina gereksinmeleri için kullandı.

Bir Alman gezgini olan Adam Olearius 17. yy’ın ilk yarısında Seddin 50 mil uzunluğunda olduğunu yazmıştır. Büyük Petro’nun İran seferine katılan Dimitri kantemir Dağ Seddini Kamak köyüne kadar inceleyerek, yalnızca sur kalıntılarını değil, kapı ve kuleleri de gösteren bir harita çizmiştir.  Deneyimli bir haritacı olan Albay Kodebou 1819-1820’de Kantemir’den daha uzağa, Bilgadi köyüne kadar, gitmiştir. On yıl kadar sonra Beztuzhev-Marlinski onun yolunu izlemişlerdir. Onun kaleme aldığı bir bölüm şöyledir: “ Kafkas Seddi, Narinkala kalesinin güney köşesinden başlar; tepelerden, derin ve dar vadilerden geçerek Doğudan Batıya kesintisiz uzanır. Etrafında dolaştığımız uçurumdan- ki bu Derbent’ten 5 verst (Verst bir Rus uzunluk birimidir.1 verst= 0.6629 mil ve 1.067 km) demektir- önce biri sağlam olan dört kalenin kalıntıları görünebiliyordu. Ondan sonra bu türden epey kale geçtik. Su temini amacıyla olsa gerek, birbirlerinden eşit uzaklıktaydılar ancak çok değişik boyutları vardı.  120- 180 adım boyunda, enleri herzaman daha dar ve bazen dört bazen altı yuvarlak köşeleri bulunuyordu. İzleyen araştırmacılar Seddin 80 verst uzunluğunda bir uzantısını keşfettiler. Değişen taş işçiliğinin incelenmesi sonucu, Seddin ve onun savunma amaçlı ögelerinin farklı dönemlerde yapılmıştı. Seddin konum ve biçimi de yapılışında yüksek düzeyde askeri mühendislik olduğunu göstermektedir: Kaleler ve kuleler  düşmanın saldırı durumunda iyi birer saklanma yeri ve savunanların birbirleriyle ilişkisini güvence altına alacak şekilde yapılmıştı. Dağ Seddi’ nin yıkılmamış bölümleri araştırmacılar için harika birer malzemedir.

DERBENT KAYA YAZILARI (PETROGLİFLER)

Dağistan’ın dağları eski kaya yazıları açısından istisnai bir zenginliğe sahiptir. Şimdiye kadar 43 yörede 8000’i aşkın tarih öncesi dönemlere ait yazı bulunmuştur. Kimileri buraların ayin yeri olduğunu, kimileri hayaletlerin ya da şeytanların bulunduğunu kimileri ise düşlerin gerçeğe dönüştüğü yerler olduğunu öne sürerler.

Dağıstanlı bilimadamları kayalar üzerine oyulan bu çizimlerin ilkel astronomi gözlemleri olarak kullanıldığını kanıtlamışlardır. Bu yazılar eskiden çiftçilik pratiklerini düzenlemekte; avcılık, tohum ekimi, hasat toplama koşullarını belirlemekte; tatil, mevsimsel değişiklikler vb. zamanları göstermekteydi. Akademisyen N. Vavilov Kafkasya’da bu kadar çok kaya yazıları bulunmasını, buraların uygarlığın beşiklerin birisi olmasına ve yeryüzündeki tarımsal gelişmenin güçlü odağı olması ile açıklamıştır. Buralarda çifçiliği bundan 12.000 yıl önce uygulayan yerleşmelerin kalıntıları keşfedilmiştir. Dünyanın en  fazla arpa, bezelye ve özellikle buğday çeşitleri de buralarda ortaya çıkmıştır. Dağlıların hayvanları evcilleştirmesi, kış ve yaz tohumlarını ekmesi, tekerlekle haşı neşir olmaları,öküzle çekilensaban ve arabaları imal etmeleri, yazı öncesi simgeleri kullanmaları, gündüz uzunluğu ölçümlerni yapmaları ve Sirius (en parlak yıldız)’I saptamaları da bu denli eskidir.

Eski kaya yazılarının araştırılması bilimadamlarının geçmişimizdeki bilinmeyenleri çözmesine yardımcı olmaktadır.

SANAT

Dağıstanlıların folklor festivalleri, sahneleme, oyun perdeleri, tam giyimli oyuncuları ve dinleyicisi ile gerçek drama performansları gibidir. İlkbaharlardaki "llk Saban” tatilleri, sonbaharlardaki hasat tatilleri, çok renkli düğün gelenekleri her köyün kendine has ögeleri ile tamamlanır. Festivallerde halk oyunları oynanır ve  spor yarışmaları (taş atma, büyük ağırlık kaldırma, koşu, güreş, at yarışı vb.)  yapılır. 20. yy’da mimarlık, güzel sanatlar, müzik, tiyatro vb. profesyonel sanatlar oluşmuştur. Ressam H. B. Musayasu- Manizhal ve M. Cemal, G. Gassanov, heykeltraş Askar-Sarıca, tiyatro yapımcısı G. Rustamov, aktris B. Muradova Dağıstan profesyonel sanatının kurucuları olmuşlardır.

1920 ve 1930 larda Dağıstan’da T. Muradov Halk Çalgıları Orkestrası, Ulusal Şarkı ve Dans Şirketi, Dağıstan Radyo Korosu, İlk ulusal tiyatrolar (Kumuk, Avar, Dargi, Lak, Lezgin) açılmıştır. Halk sanatı ve profesyonal sanat festivalleri yapılması bir gelenek olmuştur. Bundan sonra Dağıstan’ın ilk Halk Sanatçıları ortaya çıkmıştır:  P. Nutsalova, R.Gadjiyeva, B. Muradova, N.Abdusalamov, O. Oraşev, I. Batalbekova ve diğerleri.

Savaş sonrasındaki on yıllarda Devlet Halk Dansları Topluluğu “Lezginka”, Dağıstan Devlet Televizyonu ve Radyo Televizyon Orkestrası kurulmuştur. Dağıtan Devlet Filarmoni Topluluğu, M. Cemal’in adını alan Sanat okulu, G.Gassanov’a atfen kurulan Müzik Okulu, Dağıstan Pedagoji Üniversitesi’nin müzik-pedagoji ve grafik sanatları okulları verimli bir şekilde çalışmaktadır. Çok sayıda ulusal sanatçı SSCB ve Rusya Fedederatif Cumhuriyetler Birliği’nin  Halk Sanatçısı ve Onur Sanatçısı ödülleri ile taltif edilmiştir.. Bunların arasında B. Muradova. M. Kazlayev,, T. Izrailov, N. Darginov, Ş. Çalayev, Z. Nabieva, M. Abdulhalikov ve diğerleri sayılabilir. Besteci G. Gassanov, M. Kazlayev ve uygulamalı satlar ustası bir grup SSCB ve RFCB Devlet Ödülünü almışlardır. Çağdaş müzik sanatının üstün besteleri opera, bale, senfoni ve oratoryolarla zenginleşmiştir. Günümüzde, dağıstan sanat grupları yabancı ülkelerin ve Bağımsız Devletler Topluluğunun çokça aranan konuklarıdır.

Dağıstanlılar değerlerini cinema sanatı alanında da gösterdiler. Aktör ve film yönetmeni I.Kaziev, film yönetmeni Y. Danyalov, senaryo yazarı Ş. Kaziev, (“Koçbar” adlı filmin çekiminde trajik bir şekilde ölen) film yönetmeni A. Abakarov Dağıstan tarih ve kültürünü evrensel sinema sanatının organik bir parçası yapmaya azmetmişlerdir. Dağıstan sanatının kendine has çağdaş biçimlerinde folklorün etkisi belirleyici rol oynar. Her ne kadar modern sanatsal usluplara yabancı değiler ise de Dağıstan halklarının tarihsel ve tinsel mirası varlığını hissettirir.

DAĞISTAN HALI VE KİLİMLER

Dağıstan en eski zamanlardan beri özgün, canlı renkleri olan kilimleri ile ünlüdür. Bunlardan ilk kez M.Ö. 2000’li ve 1000’li yıllarda yaşayan eski  tarihçiler söz etmiştir. Dağıstan’ın yüksek kaliteli, güzel, sağlam halıları ve kilimleri Doğu ve Batı’nın en büyük ticaret merkezlerini güzelleştirmeye  devam etmektedir.

Bu el sanatı dağlılarının yaşam koşullarının bir sonucudur: koyun yetiştiriciliğinden yün elde edilmiş, çeşitli kayalardaki madenler ve zengin bitki örtüsü tükenmez bir doğal boya deposu olmuş, sanatsal gelenekler eşşiz bir renk yelpazesine ve  ilginç desenler yaratmıştır.

Halı dokumacılığında en tanınan yerler Güney Dağıstan (Lezgi, Tabasaran, Rutul, Derbent Azerileri), Dağıstan’ın yamaçlık kısımları (Buynaksk’lı  Kumuk ve Avarlar) ve Dağıstan’ın dağlık yöreleridir (Tlayrata bölgesi). Halı ve kilim çeşitleri olarak en yaygın olarak bilinenler Derbent, Ahti, Mikrah, Tabasaran, Rugul, Hiv, Rutul, Kassumkent, Kazanişe, Jengutay ve Tliyarata bölgelerine ait olanlardır.

Halı eksperleri Dağıstan halılarının değerini takdir edebilirler: 6-12 mm kadar yüksekliği olan hav ve decimetrekarede 1764 adete kadar düğüm sıklığı.

HALK OYUNLARI

Lezginka için dağlıların ulusal dansıdır denilebilir. Onsuz bir şenlik düşünülemez. Dağıstanlılar dans etmeye beşikten başlarlar. Bir çocuk daha ilk adımlarını atar atmaz, biraz komik ve beceriksizce de olsa, Lezginka’nın bir hareketini denemeye başlamıştır bile…Bunlar daha sonra izleyicileri büyük bir hayranlıkla çoşturacak olan çocuklardır. Dağıstanlıların bu oyunundan etkilenmeyecek kişi yoktur. Kadın partner, küçük bir kız veya yaşlı bir kadın da olsa. gösterişli, nazik ve narindir. Dansta erkekler gözüpek ve hünerli, kadınlar alçak gönüllü ve görkemlidirler. Erkekler yanlışlıkla bile olsa kadına dokunamazlar, bu ayıp kabul edilir.

Lezginka oynamasını bilmeyen, bir kadının ya da arkadaşlarının ilk daveti üzerine ortaya atılmayan bir dağlı, şaşkınlıkla karşılanır ve bu davranış topluluğun kınamasına neden olabilir. Dağlılar buna meydan vermemek için ellerinden geleni yaparlar. Dağıstan Devlet Halk Dansları Topluluğunun adı da “Lezginka”dır. SSCB Halk Sanatçısı ünvanını taşıyan Tanho İzrailov tarafından 1958’de kurulmuş olan topluluk, ululararası üne sahiptir ve Dağıstanlıların özel sevgisini kazanmıştır. Lezginka, Dağıstan’ın orijinal kültürlerinin, danslarının, kostümlerinin, müzik çalgılarının ve geleneklerinin eşşiz çeşitliliğini yansıtır. Dağıstan’da uluslararası festivalerin ziyneti olan çocuk grubu dahil, nitelikli başka dans grupları da vardır.

DAĞISTAN EKONOMİ
Tarım ve hayvancılık ağırlıklıdır. Ülkede büyük ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yaygındır. Bağcılık, tarım ve meyvecilik da gelişmiştir. Hazar Denizi'nden balıkçılık ve havyar üretiminde yararlanılır. Sanayi dalları genellikle içki, halı, izocam, el aletleri, maden kesme aletleri, kimyasal gübre, deri, yün, elektrik kaynakları, konserve gibi alanlarda yoğunlaşmıştır. Ayrıca geleneksel el sanatları (çömlek, kuyumculuk vs.) üretimi vardır.

Dağıstan Rusya ve Avrupayı Doğu’ya bağlayan avantajlı bir coğrafik konuma sahiptir. Dağıstan ekonomisi tarım ve endüsride uzmanlaşmış çok sektörlü bir sistemdir. Cumhuriyette çeşitli mülkiyetlerde 35.000 kurum ve işletme vardır. Piyasa ekonomisinde 100’den fazla banka, 13 sigorta şirketi, yabancı ortaklığında 35 ortak girişim ve diğer yapılar yeralır.

Başkent Mahaçkala’da uluslararası düzeyde bir havaalanı ve deniz ticaret limanı bulunur.

1990’lı yılların başında endüstri ve geleneksel çok sektörlü tarım gayrisafi yurtiçi hasılanın %80’ini oluşturuyordu. Piyasa ekonomisine geçiş ile birlikte bu oran düşmüş ve bölgesel ekonominin diğer kesimleri gelişmeye başlamıştır. Cumhuriyet ekonomisinin sektörel yapısı şöyledir: endüstri %24, tarım %35, inşaat %26, ulaşım ve iletişim %5, ticaret %9, diğer %1.

Cumhuriyet’in endüstrisinde gıda, tüketim malları, yapı malzemeleri ve sanat ürünleri gibi geleneksel kollar yanında, makina üretimi, alet yapımı, petrol çıkarımı, kimya, enerji üretimi gibi ana kollar da vardır. Dizel araçları, düşük voltajlı ekipman, metal kesimi, ahşap işleme aletleri, santrifüjlü pompa ve kazanlar, seperatörler, radyo cihazları, basım sanayi ekipmanı, cam yünü, yapay gübre, şarap ve vodka, konserve meyve, sebze ve balık, giyim, ayakkabı, halı ve kilim, kuyumculuk endüstri kesiminde imal edilen ana mallardır. Ham maddeler giderek daha fazla bir oranda yerli sanayi tarafından işlenmektedir.

Endüstri işletmeleri daha çok şehirlerde yoğunlaşmıştır: Mahaçkala, Derbent, Buynaksk, Kizilyar, Kaspisk, Hasavyurt, İzberbaş, Kizilyurt. Bunun istisnası Dağıstanın hemen hemen her yerinde bulunan gıda, konfeksiyon endüstrileri ile el sanatlarıdır. Kırsal alanda konserve damıtma, tereyağ, peynir üretimi yapan atölyeler, halı yapım işletmeleri, konserve balık tesisleri, bunlara ilgili makina üreten yerler, radyo-elektronik ve konfeksiyon işletmeleri vardır.

Endüstride en önemli rolü makina üretimi (%20.1), enerji (%20.1) ve petrol çıkarımı (%13.0) alır. Dağıstan 1990’a kadar konserve sebze, meyve, balık; brandi ve şarap, şarap ürünleri konularında Rusya’da en önde gelen yerlerden biriydi. Son yıllarda dış ticaret hacmi ve ithalat-ihracaat miktarları büyük gelişme göstermiştir. Yavaş olsa da ulusal ekonominin genel durumu iyileşmektedir. Endekslerde artış gözlemlenmektedir. Dağıstan’ın yeni piyasa ekonomisinin çerçevesi oluşmuştur. Hükümet küçük sanayinin gelişmesine özen göstermektedir. Bu sektörü desteklemek ve geliştirmek, yatırımları teşvik etmek için bir dizi standartlar el kitabı yayımlanmıştır. Yeni işletmeler kurulmakta, ürünleri revaçta olan mevcut işletmelerin gelişmesi için düzenlemeler yapılmaktadır. Ekonomik krizin bu aşaması sona ermekte ve daha oturmuş, büyüyen bir ekonomiye doğru gelişmeler olmaktadır.

YENİ ÜRETİM TESİSLERİ


Son yıllarda üretimde özel kesimin daha aktif hale gelmesiyle Cumhuriyet’teki yatırımlar artmıştır. Yatırımlar dağıstan ve Rusya yasalarının koruması altındadır. En gelişmiş teknoloji ve dünya standarlarında, ekolojik kurallarla uyumlu yeni tesisler kurulmuştur: “Adam International” ortak girişimi adlı yün, deri işleyen ve konfeksiyon yapan büyük bir fabrika, kimyasal plastik fabrikası, “Progress ” adlı plastik eşya üretim fabrikası, bir maya ve damıtma fabrikası, şampanya damıtma tesisi, 5. Nesil renkli TV montaj tesisleri, maden suyu üretimi, “Maxi” ortak gişimi yüksek kaliteli ayakkabı fabrikası, “Dagtekstil” iplik fabrikası, Rusya’da en iyilerden olan “Dagpress” basımevi gibi. Modern iletişim sistemleri için Samsung (Güney Kore) şirketi işletmeye girmiştir. Bu şirket tarafından 13.500 abonelik dijital telefon santrali de kurulmuştur. Dagestanskiye Ogni yerleşmesindeki tümüyle yenilenen bir yapı camı fabrikası mallarını Rusya’nın güney bölgesine dağıtmaktadır. Burada cam kap üretimine de geçilmiştir.

DÖNÜŞÜM

Dönüşüm sonucunda savunma sektöründeki askeri malların üretimi 2.5 kat azalmıştır. Sivil ürünlerin, tüketim mallarının üretimi de buna bağlı olarak artmıştır. Yalnızca son iki-üç yılda, endüstri işletmeleri 50’den kazla yeni ürün imal etmişlerdir. Bunların arasında dizel, kaynak cihazları, jeneratörler, transformotörler, basınç ayar aletleri, mini- telefon santralleri, hafif uçaklar, TV cihazları, diğer elektrikli ve radyolu aletler vardır. Yeniden yapılanma en yoğun şekilde büyük makina üretim fabrikaları ile alet yapım tesislerinde gerçekleştirilmiştir.



ENERJİ SANAYİ PETROL VE GAZ

Petrol çıkarımı verimli endüstrilerden biridir. Yılda 310 bin tondan fazla petrol ve yaklaşık 715 milyon metreküp doğal gaz üretilir. Petrolün üretimi geniş çaplı olmamakla birlikte kalitesi yüksektir. 350o'de kaynayan, %90 geridönüşümlü ham petrolden basit bir arıtma ile yüksek kaliteli petrol ürünleri elde edilebilmektedir.

Bu endüstrideki fabrikalar Kuzey Dağıstan (Yuzno-Suhokumsk kenti) ve Orta Dağıstan’da (İzberbaş-Açisu köyü) konumlanmıştır. Cumhuriyet’in döviz girdilerinin %51’I petrol ve ürünlerinin dışsatımından elde edilir. Yerli ve yabancı şirketlerin araştırdığı petrol ve gaz rezervleri umut vericidir. Bunların yanısıra kahverengi kömür, bataklık kömürü vb. yakıt kaynakları da vardır.
“Solntse”

Dağıstan’ın güneşli bir ülke olarak anılmasının nedenleri vardır. Ülkede bulutsuz günlerin sayısı çok az olduğu gibi, yüksek düzeyde güneş radyasyonu vardır. Bu yüzden, Rus Bilimler Akademisi burada güneşten ekolojik yönden zararsız enerji elde etmek amacıyla bir bilimsel araştırma enstitüsü kurmuştur. Şimdilik, enstitünün kendisine ait ısınma, sıcak su ve elektrik gereksinimi güneş enerjisinde sağlanmaktadır. Güneş enerjisi,  sağlık tesisleri, öğrenci kampı ve bir işçi kentinde de kullanılmaktadır.Yakında araştırma bulgularının evlerde uygulamasına geçilecektir.

Son tasarımlanan aygıtlardan biri, cep tipi ısı biriktiricidir. Hafif plastik görünümlü olan bu aygıtlar şaşırtıcı miktarda enerji sağlamakta ve şarj edilmeleri için yalnızca güneş ışığına tutulmaları yeterli olmaktadır.

Zehirli atıkların nötralize edilmesi için de bir teknoloji geliştirilmiştir. Dünyada kullanılan enerjinin güneşten gelenin yalnızca 3000’de biri olduğu göz önünde tutulursa, bilim adamlarının önünde katedilecek epey uzun ve ilginç bir yol vardır.

MADEN KAYNAKLARI

Dağıstan büyük miktarlarda demirli, demirsiz, metal olmayan ve yapı malzemesi olarak kullanılabilen bir maden zenginliğine sahiptir. Kuzey Kafkasya’daki en ilginç ve zengin pirit (bakır cevheri) kaynakları Kızıldere’de bulunur. Ülke, ayrıca içmesuyu, maden suyu, termalsu ve endüstriyel su kaynaklarına sahiptir. Cumhuriyet’te bugüne kadar 3000’den fazla artezyen kuyusu açılmıştır.

YAPI MALZEMELERİ

Dogal kaynaklarda yapı malzemelrinin ayrı bir yeri vardır. Dağıstan, Kuzey Kafkasya’daki kireçtaşı rezervlerinin %36.6’sına ve Rusya Federasyonu’ndaki cam kumu rezervlerinin %15’ine sahiptir. Severnoye bölgesindeki Kuzey Kafkasya cam endüstrisini besleyecek kadar bol olan yüksek kaliteli kuvartz kumu nerdeyse yüzeydedir.

Cumhuriyet’te ayrıca sınırsız denilebilecek miktarlarda SAWN kireçtaşı, RUUBLE taşı, çakıl, kalep kumu, DOLOMİTES ve çimento hammaddeleri bulunur.

TARIM

Toprak kıtlığına karşın, Dağıstan tarımsal açıdan gelişmiş bir bölgedir. Kişi başına 1.9 hektar tarımsal arazi ve 0.3 hektar sulu tarım arazisi düşer. Temel hububatın yanısıra hayvan yemi ve sebze yetiştirilir. Ana tarımsal dallar koyun besiciliği, bahçecilik ve bağcılıktır.

Koyunlar dah çok dağ çiftliklerinde beslenir. Kışın dağlarda yem kıtlığı olduğundan, ovalara göçülür. Yazın ise koyunlar ve keçilerle dağlardaki geniş otlaklara çıkılır. Çoğu yerel olan 3 milyon baş küçükbaş hayvan vardır.

Bahçecilik ovaların yanısıra dağlık vadilerde de gelişmiştir. Değerli kültürler arasında şeftali, kayısı, erik, kiraz, vişne, ceviz, fındık, elma ve armut sayılabilir. Dağıstanlı araştırmacılar bu ürünlerin birçok çeşidini türetmişlerdir. Halen 30 bin hektar alanda bahçecilik yapılmaktadır.

Rusya’da sınırlı olan bağcılık, Dağıstan’da önemlidir. Rusya’daki bağların %38’I ve bağcılık ürünlerinin %45’I Dağıstan’a aittir. Bu ürünler esas olarak Kuzey ve Güney dağıstan’ın ovalarında yetiştirilir.

DAĞISTAN CUMHURİYETİ ULUSAL BANKASI

Bankacılık faaliyetleri ve bankacılığın tekelleşmesine karşı, para dolaşımının stabilizasyonunu ve ekonominin kontrolunu amaçlayan yeni bir para ve kredi mekanizması kurulmuştur. Bir yanda Dağıstan Cumhuriyeti Ulusal bankası, öte yanda Rusya Federasyonu Merkez Bankası ve özel bankalar olmak üzere iki düzeyli bir baka sistemi vardır. Kuzey kafkasya’daki en büyük Banka olan DC Ulusal Bankası finans ve kredi akımlarını, döviz  hareketlerini, bankalararası alışverişleri, bütçe tahsislerini denetler; bankalara nakit sağlar; yönlendirilmiş piyasa ekonomisi mekanizmalarının oluşması ve işlemesi için gerekli önlemleri alır.

BALIKÇILIK

Hazar Denizi (Kaspis) öteden beri değerli su ürünleri ile tanınır: tatlı su türleri olan kutum, hereh, mercan, zander, vobla, sazan ve özellikle Mersin balığı. Hazar’ın asıl incisinin somon balığı olduğuna inanılır. Burada foklar da yuvalanmıştır. Balık ürünleri arasında önemli bir dışsatım kalemi siyah havyardır. Dağıstan’ın denizi, nehirleri ve Alp gölleri en mükemmeliyetçi balıkseverleri bile mutlu edebilecek niteliğe sahiptir.

ULAŞIM
Demiryolu Grozni-Mahaçkala-Bakü arasındadır ve ülkenin Hazar sahilini boydan boya kat eder. Ülkede tek sivil havaalanı Kaspiski Havaalanı'dır. Moskova, Bakü gibi birçok kentte uçak bağlantısı vardır. Bu bağlantılara İstanbul'u ekleme çalışmaları vardır. Karayolu oldukça zayıftır. Ancak eski Cumhuriyetler arasında bağlantılar bulunur. Çeçenistan'ın Gudermes kenti ile Hasavyurt arasında sürekli otobüsler çalışmaktadır. Bakü ile Derbent arasında da kara ulaşımı mevcuttur.

Dağıstan’da ulaşımsistemi gelişmiştir: 465 km demiryolu, 300 km’si Federal standartta olan 85 bin km karayolu, Grozni- Baku anahattı dahil 535 km petrol ve doğal gaz boru hattı, havayolları ve suyolları. Rostov- Baku anahat demiryolu ve Kafkas federal karayolu Cumhuriyet’ten geçer.

Mahaçkala’da yılboyu donmayan, demiryolu bağlantılı ticaret ve balıkçılık limanları vardır. Limanda petrol yükleme tesisleri de bulunur. Politik haritanın değişmesiyle birlikte, Hazar Denizi uluslararası statüye kavuşmuştur. Dağıstan artık Hazar ile refah, satbilite ve aktif uluslararası işbirliği umudu içindedir. İtalyan şirketleri ile yeniden inşa edilen liman ve feribot taşımacılığının geliştirilmesi Orta Asya ve Avrupa arasında sürekli bir yük taşımacılığı olanağı yaratmıştır.

Mahaçkala’dan 15 km uzaklıkta bulunan havalanı yerli-yabancı şirketler tarafından kullanılmaktadır. Gelişmiş dükkan turizmine sahip olan bu hava limanının gelecekte uluslararası hava güzergahlarının önemli bir uğrak noktası olması beklenmektedir.

İŞGÜCÜ

Cumhuriyet’te açığa çıkan işgücü yoğunluğu giderek artmaktadır. Kamu personelinin azaltılması, eğitim kurumlarını bitirenlerin iş bulamayışı ve ordunun daraltılması bunun nedenleri arasındadır.

Nüfusun önemli bir kesiminin geçim koşullarının kötüleşmesi daha önce ev hanımı olan veya çiftçilikle uğraşan insanların da - ki bunların çoğunluğu da kadındır- işçi pazarına eklenmesi sonucunu doğurmuş, mültecilerle işsizlik daha da artmıştır. Rusya’da ki kayıtlı işsizlik oranı % 2.9 iken, Dağıstan’da %7.2’dir.

Kırsal alandaki durum en tatsız olanıdır. Burada işsizlerin % 75’I kaydedilmiş olup, işsizlik oranı %9.7’dir. Yeni işyerlerinin açılması ve çalışanların yeniden eğitimi için dünya deneyimlerinden esinlenilerek geniş çaplı çalışmalar yapılmaktadır.

GÖÇ

Göçmen Dairesi’nin verilerine göre, 8 Aralık 1994’den 4 Ocak 1996’ya kadar Dağıstan’a 139.000 mülteci kaydı olmuştur. Bunlar, Hasavyurt, Novolak, Kazbekov, Kizilyar, Tarumov, Botlikh, Babayurtov ve Kizilyar bölgeleri ile Hasavyurt, Mahaçkala, Kizilyar ve Kizilyurt kentlerinde yerleştirilmişlerdir. Cumhuriyet Hükümeti, yerel yönetimler ve dinsel kuruluşlar bu mültecilere para, gıda ve giyim yardımı yapmışlardır ve hala da yapmaktadırlar.

KALKINMA ÖNCELİKLERİ

Cumhuriyet’te kalkınmanın önceliklerini gösteren bir bölgesel politika geliştirilmiştir. Bu politika kaynakların, varolan üretim potansiyeli ve nitelikli işgücünün karmaşık kullanımını, karşılıklı çıkar sağlamak koşuluyla önemsiz miktarda dış finansmanı öngörmektedir. Artan istikrar ve ekonomik büyüme ile Cumhuriyet’in yatırımcılara daha çekici geleceğini düşünmek için zemin vardır.

İletişim altyapısının geliştirilmesine özel bir önem verilmektedir. Hükümet doğa ve sağlık turizmi konusunda en gelişmiş yapıların oluşturulabilmesi için yatırımcıları cezbedecek önlemler almakta ve destek vermektedir. Pazar koşullarına yüksek uyum yeteneği olan, düşük yatırım isteyen, hem yabancı hem de yerli yatırımcılar için çekici olan küçük ve orta ölçekli işletmelerin geliştirilmesi için da da teşvik sağlanacaktır. Küçük işletmeler üretimin uyarıcısı olarak, gerekli malların üretimini artırır, istihdam ve modern tür hizmetleri sağlar, buluşcu etkinlikleri yürütür ve sonuçta nüfusun yaşam standartlarını belirler.

EKOLOJİ

Cumhuriyet’teki en önemli ekolojik sorun nehir, rezervuarların ve Hazar havzasının kilenmesine yol açan kanalizasyon, yabani otları ve böcekleri yokeden kimyasal atıklar, yapay  gübre, endüstriyel ve yerel atıklardır. Ekilebilir tarım arazisi ve doğal otlakların durumu kötüleşmektedir. Hazar Denizi’nin su düzeyinin zaman zaman yükselmesi nedeniyle tuzlu toprak miktarı artmakta, erozyon ve toprak kayması yüzünden büyük zaralar olmaktadır. Hükümet ekolojik durumu iyileştirmek için kapsamlı önlemler almaktadır.

TURİZM
  Dünyada değerlendirilmeyen bu denli turizm potansiyeline sahip bir ülkeye rastlamak gerçekten zordur. Dağıstan'ın doğu sınırlarını kuşatan Hazar (Kaspi) Denizi sahilleri geniş kumsallara sahiptir. Hazar Denizi'nde her türlü deniz sporu yapılabilecek olmasına rağmen, yapılamamaktadır. Adından anlaşılacağı gibi ülke coğrafyası yüksek Kafkas sıradağları ile kaplıdır. Yılın 12 ayı zirveleri karla kaplı dağlar dağcılığa elverişlidir. Kayak, atçılık gibi çeşitli kara turizmi olanakları gelişirse umut vaadetmektedir. Dağıstan'da doğal yaşam olduğu gibi korunduğundan ve avcılığın kontrollü olarak sürdürüle geldiğinden doğa severler ve avcılar için ilgi odağı olacaktır. Dağıstan'ın dağlarında kartal, dağ keçisi gibi birçok hayvan dünyanın ilgisini çekecektir. Ayrıca ülkenin kuzeyinde Terek Nehri'nin denizle birleştiği yerde geniş deltalar ve bataklık alanlar doğal yaşamın tüm canlılığı ile sürdüğü yerlerdir. Dağıstan'da tarih turizmi gerçekleştirmek ise oldukça zordur. Zira son yüzyıl içinde Rusya'nın kültür emperyalizmi ile, tarihi varlıkları yok etme ya da Rusya'nın kendi kültürünü Dağıstan'a yerleştirme çabaları sonucunda Dağıstan'ın kendi öz kültürüne ait eserleri bulmak oldukça zorlaşmıştır.

Kuzey komşuları olan göçebe kabileler ile güneyinde yerleşik büyük imparatorluklar arasında kalmış, dağlarla kaplı bu ülkenin otohtonları hakkında değişik tezler ileri sürülmektedir. Bu tezlerle beraber bugünkü Dağıstan topluluklarının kökenlerini ve akrabalık ilişkilerini incelemek gerekmektedir. Dağıstan'da konuştukları dillere göre 3 ana unsur bulunmaktadır. Sayıca fazla olan unsur Kafkas dillerini konuşan topluluklardır. Avar, Dargi, Lezgi, Lak ve Tabasaran toplulukları, halen uluslaşma aşamasında olan topluluklardır. Bunları üç ana sınıfa ayırabiliriz: 1) Avar, 2) Dargi-Lak, 3) Lezgi-Tabasaran ve diğer Samur Boyları. Sınıflamamıza rağmen bu toplulukların dilleri birbirine oldukça yakın, akraba dillerdir. Dağıstan'ın Kokazikleri bilinen tarih içinde en az 2.500 ile 3.000 yıl önce burada yaşamaktaydılar. Bazı tarihçilere göre bu süre öncesinden çok daha önceleri de bölgenin asli unsurları olarak vardılar. Bazı tarihçilere göre ise bölgenin Kokazikleri, bölgeye uygarlıkların beşiği olan Mezopotamya'nın yukarı taraflarından sürülerek geldiler.

Her iki tez üzerinde bilim adamları tartışa dururken şu gerçeği de belirtmeden geçmemek gerekmektedir. İ.Ö. dönemleri ÖnAsya (Anadolu, Suriye ve Mezopotamya) uygarlık ve toplulukları ile bugünkü Dağıstan topluluklarının akrabalık ilişkisi bulunmaktadır. Hilakku, Kummuh, Hurri, Urartu, Kutmuhi, Leleg, Legi gibi toplulukların bugünkü yaşayan Dağıstan dilleri ile irtibatı halen araştırılmaktadır. Bunların dışında Kas, Tumana, Likya, Lakadonya, Komogene gibi uygarlıkların, yaşayan Dağıstan dil ve toplulukları ile ilişkileri araştırmaya açık bir konu olarak beklemektedir.

Bugün Dağıstan'ın yerli toplulukları ile tarihin karanlık sularına gömülmüş uygarlıkların birbirleri ile ilişkileri de tartışma konusudur. Bir görüş bu değişik ÖnAsya gruplarının Dağıstan ve Kafkasya'nın diğer bölgelerinden buraya göç ederek uygarlık kurdukları şeklinde olmakla birlikte bu görüşün tam tersi olarak ters-göçü öne sürenler de bulunmaktadır.

Tarihçilerin tümünün hemfikir oldukları konu, Dağıstan'ın Kokaziklerinin M.Ö. 6.yüzyıl başlarında Albanya Federasyonu içinde bir arada yaşadıkları şeklindedir. Albanya bugünkü siyasi coğrafya göz önünde bulundurulduğunda Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kuzey bölümleri ile Dağıstan ve kuşkulu olarak da Çeçenya'yı içine aldığı söylenebilir. Albanlar ayrıca yazılı dile sahip ilk Kafkas toplumudur. Albanca bugün Azerbaycan topraklarında Azeri ve Ermenilerce özümsenerek yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bulunan Udi halkının konuştuığu Udice'nin eski biçimidir. Udice diğer Dağıstan dilleri ile ilintilidir, ancak ayrı bir sınıflamaya sokulmaktadır. Bu arada Kuzey Kafkasya'nın diğer bölgelerinde olduğu gibi Dağıstan da arka arkaya Alan-Sarmat gibi Hint-İran kökenli göçebe toplulukları ile Hun-Avar-Bulgar gibi Fin-Ugur kökenli toplulukların istila ve yer yer yerleşmelerine tanık olur. Sürekli boğuşmalarla birlikte 4. yüzyılda Dağıstan'da Hıristiyanlık ve Yahudiliğin ortaya çıktığı görülmektedir. 6. yüzyılda Moğol kökenli Hazarlar Dağıstan'ı işgal ederek Hazar Hakanlığını kurarlar. 8. yüzyılda ise Arap İslam fetihlerinin dalga boyları Hazar Hakanlığı'na erişir. İslamiyet Dağıstan'a güneyden girer. İlkin Lakların başkenti Gazi Kumuk'u merkez edinerek fetihleri ve İslamiyeti yayma işini sürdürürler.

İslam gerek Dağıstan'ın yerli unsurları olan Kafkas kabilelerince gerekse de dinsel hoşgörü geleneğine sahip Hazar hakanlarınca reddedilir. Araplara karşı büyük bir mücadele yürütülür. Ancak İslamiyet çok hızlı bir biçimde yayılarak diğer dinleri kısa zamanda ortadan kaldıracaktır. 10. yüzyılda Dağıstan Müslümanlaşmıştı. Fakat 15. yüzyılda dahi animistler azınlıklar halinde yaşıyorlardı. Yahudiler ise bugün dahi varlıklarını sürdürmektedirler.

Dağıstan'ın 2. etnik grupları yani Türkler ise 10. yüzyılda kuzeyden bölgeye girdiler. Kıpçak kökenli topluluklar, kısa zamanda bölgenin Kokazikleri ile karışarak Kumuk uluslaşmasını oluşturuyorlardı. 13. yüzyılda ise Moğol istilası Dağıstan'da onulmaz yaralar açmıştı. Özellikle Kumukların birçoğu öldürüldü, bir kısmı da dağlara sığınarak yaşamlarını kurtardılar. Moğol istilası bittikten sonra önceden yaşadıkları düzlüklere geri dönen Kumuklar nüfuslarının az olması sebebiyle Lak, Avar, Dargi, Çeçen ve Kabardey topluluklarından insanlarla nüfuslarını beslediler. Dağıstan'a çok sonra yerleşen Azeri, Terekeme ve Osmanlı Türkleri ise küçük bir azınlık olarak halen yaşamlarını sürdürmektedirler.

Dağıstan'a Yahudi varlığı ise Asur İmparatorluğu'nun Yahudi devletlerini yıkmasından sonra, Yahudilerin tarihi müttefikleri İranlılarca yerleştirilmesi neticesinde oluşmuştur. Bu yüzden 3 numaralı etnik grup yani Tatlar Yahudiler'le, İranlılar'ın karışması sonucunda oluşmuştur.

Dağıstan sırasıyla 15. y.yılda Timur'un, 15. y.yılın ikinci yarısı ile 16. y.yılda Osmanlı İmparatorluğu'nun, 17. y.yılda da Safeviler'in istilasına uğramıştır. Fakat bu söylediğimiz tüm istila dönemleri de dahil olmak üzere Dağıstan'da fiilen üç yerel prensliğin hakimiyeti kesindi. Dargi topraklarında bulunan Mecalis başkent olmak üzere Khaytag Hanlığı merkezi Dağıstan'da kuzeyde Kumuk toprakları üzerinde başkentleri Tarki'de Tarki Şamhallığı ve güneyde Tabasaran Hanlığı. Bu üç hanlığın yanında daha küçük bir çok hanlıklar da vardı. Ancak Kumuklar'ın Şamhallık, Khaytaglar'ın Utsmi ve Tabasaran'ın masumları genelde ülkede etkili en büyük güçlerdir. Bunların dışında Khunzakh'daki Avarlar'ın Gazi Kumuk'un güneyinde Kurin Hanlıkları bulunmakta idi.

Dağıstan'da tarih boyunca en büyük etkiyi Miladın başlarında Alban ve Sarmat kültürü yaptı. Fakat 8. yüzyılda Arapların gelişiyle İslam kültürünün etkisi büyük oldu. Tarih boyunca Dağıstan halklarının kültürlerinin oluşmasında İran, Türk, Gürcü, Rus ve Dağıstan halklarının kuzenleri olan diğer Kuzey Kafkasyalı topluluklarının etkileri olmuştur. Dağıstanlıların batı komşuları Çeçen ve İnguşlarla olan ilişkileri adeta kendi içlerinde gerçekleşen ilişki kadar yakındır. Nitekim 1722'den itibaren Rusların Dağıstan sınır boylarında gözükmeye başlaması ile Dağlı Halkları mücadeleyi sürdürdüler. Bu karanlık dönemler içinde Dağıstan halkları iki işgalci güce karşı destansı bir mücadele verdiler. Bir yandan İran'a, diğer yandan Rusya'ya karşı verilen mücadele sürdürüldü. 1700'lü yılların sonunda Dağıstan'da imamet ideolojik kalıplara dökülecek ve İslam; emperyalizme karşı savaşın bayraktarlığını yapacaktır. imam Mansur'un Çeçen içlerinden başlayan mücadelesi, Hamzat Bek, Gazi Muhammet ile devam edecektir. İmamların sonuncusu, Şamil ile başlayan gerilla savaşı Rusya Çarlığı'nı zor durumda bırakır. Koskoca Çarlık Ordusu bir avuç yurtsever karşısında onulmaz yaralar alır. Ancak 1859 yılına kadar 30 yıldan fazla süren savaş Dağlıların gücünü tüketir. Dağlılar her iki taraftan da yüzbinlerce insanı telef eden savaşı mecburen bırakmak zorunda kalırlar. Şamil tutuklanır ve sürgüne gider. Rusya artık Dağıstan'ın tek hakim gücüdür. Fakat bu hakimiyet yer yer sekteye uğrar, ayaklanmalar birbirini takip eder gelir Dağıstan'da. Bu ayaklanmaların en önemlilerinden biri de 1877-1878 ayaklanmalarıdır.

Rusya'da devrim günlerinde Çarlık zor duruma düştüğünde kaybedilmiş olan bağımsızlığı yeniden kazanabilmek için Dağıstanlılar ayaklandılar. 11 Mayıs 1918'de Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti'nin kurulduğunu ilan ettiler. Cumhuriyetin sınırları Karadeniz'den Hazar Denizi'ne kadar bütün dağlı topraklarını kapsıyordu. Cumhuriyetin bağımsızlığını ilk tanıyan ülke Türkiye oldu. Ancak gerek Menşevik, gerekse Bolşeviklerin saldırı ve tazyiklerine dayanamayan Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Hükümeti yıkıldı, yöneticiler ülkeyi terketmek zorunda kaldılar.

13 Kasım 1920'de Dağıstan Özerk SSC kuruldu. 1991'de SSCB dağılınca Rusya Federasyonu'na bağlı bir Cumhuriyet oldu.

Dağıstan’ın yeryüzü görünümü ve bitki örtüsü çok büyük çeşitlilik gösterir. Bitkisel ve iklimsel çeşitlilik açısından Dağıstan’ın Rusya’da bir benzeri yoktur. Samur Nahri ağzında alt-tropik iklim, kuzeyde çöl ve yarı-çöl koşulları, Alp tundraları ve buzullar. Dağıstan florasında 4000 çeşit bulunur. Bunların arasında epey endemik(yerli) çeşit de yeralır. Cumhuriyet’in orta ve güney kesimlerinde sağlık turizmi için önemli fırsatlar vardır. Tarihsel Dağıstan da diyebileceğimiz bu bölgede, çok sayıda jeotermal su (kaplıca) vardır. Dağ peyzajı ve deniz manzarasının bunlarla ayni yerde buluşması bir istisna değildir. Bu kaplıcaların çoğu kapasite ve tedavi özellikleri yönünden dünyanın ünlü kaplıcalarından aşağı kalmaz, hatta üstündür.

Hazar Denizi’nin kumsallı plajları önde gelen dinlenme kaynaklarıdır. Deniz kıyısının toplam uzunluğu 530 km’dir. Mahaçkala plajlarındaki Haziran-Ağustos arasında su sıcaklığı ortalama 23oC olup, azami 30oC’dır. Hazar kıyısındaki kaplıca değeri çeşitli yönlerden Karadeniz kıyılarındakinden çoğu kez üstündür. Dağıstan’ın doğal dinlence kaynaklarından bir diğeri tıbbi çamur rezervleri açısından zengin sayısız göllerdir. Bu rezervler özellikle kıyı göllerinde büyük miktarlara ulaşır.

Cumhuriyet’in çeşitli yerlerine dağılmış olağanüstü doğal yadigarların bolluğunu vurgulamadan geçmek mümkün değildir: dünyanın kendi başına duran en yüksek kumul tepesi Sarıkum, Samur Nehri deltasındaki alt-tropik sarmaşık ormanı, ünlü Kolorado Kanyonu’ndan daha derin olan Sulak Kanyonu; kule, kolon, ark kalıntıları ile şaşırtıcı Aeolian Kenti, “Harikalar Kapısı” olarak anılan Karadag Uçurumu, Kuzey Kafkasya’nın en büyük gölü, alabalık yatağı Kezenoyam Gölü.

Mahaçkala-Derbent bölgesinde yılın ortalama 100-105 gününde 20oC üstünde sıcaklık vardır. Kıyıda, yılın sıcak aylarında bulutsuz günler söz konusudur. Her elli yılda bir İzberbaş yöresinde 4.7m yükseklikte dalgalar olur. 3-4m yükseklikteki dalgalara ise her yıl rastlanır.


ÇÖLÜN KÖŞESİ

Mahaçkala yakınındaki Kumturkala silsilesinin tabanında, doğanın bir harikası yükselir: 252 m ile Avrasya’da en büyük olan Sarıkum kumul tepesi. Bundan yüksek kumul tepeleri yalnızca Sahara’da vardır. Sanki, bilinmeyen sihirli bir el bu gerçek çöl köşesini flora ve faunasıyla birlikte Dağıstan'a taşımıştır. Botanistler burada kimileri nadir bulunan 300’ün üstünde bitki türü saymışlardır. Hernekadar Sarıkum’un kumu en değerli ve kolaylıkla bulunabilir nitelikte ise de insanlar bu Kafkas harikasını korumayı başarmışlardır.


SPOR

Dağıstanlılar sporseverdir. Gerçek sporcularda bulunan cesaret, kuvvet ve yiğitlik bir dağlı özelliğidir. Single Combat (teketek mücadele) Dağıstanlıların olağanüstü sonuçlar elde ettikleri birçok spor dalından en yaygınıdır. ve güreş: geleneksel olarak saygın ve sevilen ulusal spor. Çoçukluğunda ya da daha sonraki yıllarında güreş yapmamış bir dağlı ile karşılaşmamak imkansızdır. Pek seyrek konuk takımın lehine sonuçlanan, Dağıstan- ABD, Dağıstan-Japonya, Dağıstan-Dünya Karması vb. yarışmalar olağan olup, bu ülkedeki güreşçilerin düzeyini belirtir. Bu arada, güreş hakemlerinin en ufak bir hatayı affetmeyen yüzlerce, binlerce bilgili seyircinin bakışları altında yaptıkları işin zorluğundan şikayet ettikleri duyulur.

Dağıstan’da spor, hükümet ve sponsorların desteğini alarak yayılmaktadır.

Bu yüzyılın başlarında Dağıstanlı atletlerin ünü kıtalara yayılmıştı. 2.07 m boyunda ve 150 kg ağırlığındaki Osman Abdurrahmanov en tanınmış dövüşçüleri yerden yere vurmuştur. Bunu öküz, manda, deve ve pitonlarla da yapmıştır. Ayrıca gözde bir sinema yıldızı idi.

Bir çok kez dünya şampiyonu olan Salı Süleyman’ın adı dünya başkentlerinde görkemli bir şekilde yerleşmiştir.

Yenilgi yüzü görmemiş Ali Kılıç büyük ödülü (Poddubni) kazanmıştır. Paris’te bir aslanla döüşmeyi kabul etmiştir. Hayvanın derisi daha sonra onun Dağıstan’daki evinin duvarını süslemiştir.

Efsanevi atletlerin görkemi, günümüzdeki olağanüstü dövüşçüler tarafından yakalanmıştır: Beş kez dünya şampiyonu olan Ali Aliyev, Olimpiyat (1972) ve dört kez dünya şampiyonu olan Zagalav Abdulbekov, dört kez dünya şampiyonu olan Vladimir Yumin, Olimpiyat (1980) ve dünya şampiyonu Saypulla Absayidov, Olimpiyat (1980) ve Avrupa şampiyonu Magomed Gasan Abuşev. 1996’daki son Olimpiyat Oyunları, Dağıstan güreş okulunun olağanüstü bir diğer temsilcisi olan Hacı Murad Magomedov’a altın madalya getirmiştir.

Karate, Uşu ve doğunun diğer tekli dövüş sporlarıyla ilgili yerel ve uluslararası turnuvalarda Dağıstanlı ustaların zaferleri olağanlaşmıştır. Haçaliyev kardeşler- Magomed, Adam, Cebrail ve Nadir- en prestijli karate turnuvalarında birincilik ödüllerini kazanmışlardır. Yaşamının doruğunda ölen Adam SSCB ve Rusya’nın sürekli şampiyonu idi. Bu spor dalında Magomed Yusupov, Omar Murtaza Aliyev ve Şikhabudin Murzayev de büyük başarılar elde etmiştir.

62 yaşındaki Mhaçkala’lı Yevgeni Gvozdev 5m uzunluğunda, 750 kg ağırlığındaki Lena adlı teknesiyle dünyayı dolaşmıştır. Yürekli denizci, birçok deniz ve üç okyanus aşarak 30 bin mil katetmiştir. Birçok sorunla karşılaştığı bu yolculuk 4 yıl sürmüştür. Somali kıyılarında, yatı korsanlar tarafından ele geçirilmiş ve soyulmuştur. Bu arada korsanlar yolculuğun en önemli malzemesi olan 100 renkli filmi de almışlardır. Yine de orada bulunan iyi kalpli insanlar yardımına gelmişler, gıda ve su vermişler ve yoluna devam etmesini sağlamışlardır.

Taygip Abdusamadov tekme boksunda Avrupa Şampiyonu, Temeslı karate’de Moskova şampiyonu olan diğer bir spor yıldızıdır. Boksör Nurmagomed Şanovazov Dünya Kupası, Avrupa şampiyonluğu ve seul Olimpiyatları gümüş madalyası sahibidir. Çupalav Omarov bilek güreşinde dünya şampiyonudur.  İbragim İbragimov Avrupa ve Asya Ortak Pazarı armstyle şampiyonudur. Svetlena Lapina kule atlamada şampiyonluğa çok yaklaşmıştır. Uluslararası çapta genç bir büyük usta, Aleksander Volzhin satranç olimpiyatlarını fethetmeye azmetmiştir.

Yukarıdaki liste eksiksiz olmaktan epey uzaktır. Olağanüstü sporcularının sayesinde ve onların anısına, Dağıstan uluslararası turnuvaların için gözde bir yer olmuştur. Dağıstanlı spor hocaları ise yurtdışında aranmaktadır.

TEKLİ DÖVÜŞ

Tekli dövüş ustası, sanatçı, filozof ve gerçek bir eğitimci olan Gusein Magomayev Halimbek-Aul köyünde Evrenin Beş Tarafı adlı bir uluslararası psiko-fizik kültürleri merkezi kurmuştur. Buraya dünyanın her yanından bilgi ve mükemmeliyet arayışında olan öğrenciler, hacılar ve insanlar gelmektedir. Bu kişilerin her biri, Vietnam gazilerinin Barış Yeri dedikleri, bu şaşırtıcı mabedin yapımına katkıda bulunmuştur. Magomayev’in öğrencileri tekli dövüşün değişik türlerinde şampiyon olmakta, harika dizeler yazmakta, güzel resimler çizmekte ve en önemlisi gerçek birer insan olarak yetişmektedir.

HAVA CAMBAZLIĞI

FİFA Başkan Yardımcısı Kasum Nazmutdinov 30 yıldan beri SSCB’nin ve şimdi de Rusya’nın ulusal hava akrobasisi takımlarının başkanlığını yapmaktadır. Talihsiz bir sağlık kazası onun ilk astronot eğitim mürfezesinin bir üyesi olmasına engel oldu. Bütün dünya onu olağanüstü bir pilot ve çok sayıda parlak şampiyonlar yetiştiren bir hoca olarak anar. Öğrencilerinden birisi de bir kadın pilot olan S. Savitskaya’dır. Kendi sınıfında en iyi kabul edilen SU-26 uçağının yaratılmasını sağlayan kişidir.

PROFESYONEL SPORLAR

Rusya’da beş kez dünya sambo şampiyonu olan Magomedhan Gamzathanov, profesyonel bir güreşçi olarak Tokyo’da dünyanın en güçlü güreşçilerini yenmiş ve Japonya’nın yıldızı haline gelmiştir.

FUTBOL

Anji profesyonel futbol klubü 1992 yılında oluşturulmuştur. Takımın başantrenörü SSCB Devlet Antrenörü Eduard Malofeev’dir. Anji, Rusya Kupası’nda birinci ligdeki takımlara karşı kazandığı şaşırtıcı zaferlerden sonra, “A” Ligi’ne girmeyi başarmıştır- böylece daha önceki başarılarının şans eseri olmadığını da kanıtlamıştır. Takımın başarısında ana etmen Dağıstan’da yetişen futbol yetenekleridir. Bunlardan biri Rusya Yıldızlar Takımı’na davet edilmiş olan Karim Pahrudinov’dur.

REKORLAR

Dağlılar azimli yarışmacıdırlar. Bugünlerde Dağıstanlıların Guinness Rekorlar Kitabı’nda olabildiğince yeralması konusunda kararlı görünmektedirler. Önlerinde Musa Manaov gibi etkileyici bir örnek vardır.

Meydan okuyanlardan biri Dağıstan Devlet Üniversitesi’nin bir öğrencisi olan Ravushaji Hadjiyev’dir. Eylül 1996’da, bir jüri ve TV önünde 5,5 saatlik bir süre içerisinde  16 kg’lık bir ağırlığı 5.005 kere kaldırmıştır. Böylece önceki rekoru büyük bir farkla kırmıştır. Ayrıca altı saatlik bir süre içinde vücudunu elleriyle yerden (press up yaparak) 18.000 kere kaldırmıştır.

Dağıstanlı sporcuların dünya ringlerinde buffalo, kaplan ve aslanlara karşı yengileri bilinmektedir.

Dağıstan nüfusuna oranla şampiyon güreşci çıkarma konusunda dünyanın tartışmasız lideridir.

DOĞA

Hazar (Kaspis) Denizi dünyadaki en büyük göldür.

Sarıkum dünyada kendibaşına duran en yüksek Avrasya’da ise en yüksek kumul tepesidir.

Dağıstan Rusya’da bitki örtüsü ve iklimsel çeşitlilik yönünden rekor sahibidir. Burada alt-tropik sarmaşık ormalarından Alp buzullarına kadar iklim bölgeleri bulunur.

Kuruş köyü Avrupa’daki en yüksekte yerleşmiş dağ köyüdür.

Olağanüstü güzellikteki Sulak Kanyonu ünlü Kolorado Kanyonu’ndan çok daha derindir (1800 metreden fazla).

Kezenoyam Alp’lerdeki en yüksek göldür (1700 m).

Sulak nehri üzerinde inşa edilecek 18 hidroelektirik santralinin kaskadları ile ünlenecektir. Bun santrallerden ilk üçü çalışmakta olup, dördüncüsü bitmek üzeredir.

Dağıstan Kuzey Kafkasya’da sudan enerji temininde en önde gelir.

ŞENLER ÜLKESİ


Dağıstan Devlet Üniversitesi’nin bir KVN (Popüler güldürü ve hazırcevaplık klübü) ekibi olan “Mahaçkala Serserileri” bu dalda Rusya şampiyonu olmuştur.

DERBENT BRANDİLERİ

Derbent brandi fabrikası 150. yılını kutlamak üzeredir. Derbent baradisinin tüm altınları topladığı Yalta’daki (1997) uluslararası yarışmada kazanılan eşşiz zafer bu yıldönümü için mükemmel bir armağan olmuştur. Bu yarışmada 10 çeşit sunulmuş ve 10’u da en büyük ödülü kazanmıştır. Moskva adlı eşşiz brandi ise en büyük ödül olan Grand-Prix Kupası’nı almıştır. Bu da Guinness Rekorlar Kitabı’na girebilecek değerde bir rekordur. Kalitesi nedeniyle Moskova Belediyesi bu brendiyi tanıtım ve temsil içkisi olarak kullanmaktadır. Derbent brandilerinin öteden beri kendilerine özgü bir “kişiliği” vardır- dağlıların ateşli ve erkeksi karakterini andıran zengin bir tat ve özel bir karakter.

Sovyetler Birliği dönemindeki yarışmalar Derbent içki üreticilerinin eşşiz sanatlarını tam anlamıyla göstermelerine olanak vermemiştir. Ancak şimdi, onların ürünleri resmen en iyi olarak tanınmakta, dünyanın en önde gelen markalarıyla yarışmaya hazır bulunmaktadır.

DAĞISTAN MUTFAĞI

Dağlıların gıdası, ekmek, hinkal (bir cins mantı), çorbalar, et, peynir ve diğer süt ürünleri, meyve ve sebzelere dayanır. Yabani otların bir çok kullanım şekli vardır; kış için kurutulurlar ve saklanırlar.

Kural olarak, yemek zamanı aile fertleri yuvarlak bir masa çevresinde birleşirler. Yemeği en yaşlı kişi açar ve yine o kapatır. Yakınınızdaki ortak tabakta ne varsa almanız beklenir. Yemekte istikrara çocukluktan başlar.

Daha yumuşak iklim ve daha verimli toprağa sahip olan yamaçlık ve ovalık bölgelerde yaşayanların gıdaları daha çeşitlidir. Genelde Dağıstan mutfağı yeterince çeşide sahiptir.

LOKANTALAR

Lezginka en popüler lokantalardan biridir. Burada, yüksek nitelikli aşçıların ellerinden çıkmış gerçek usta işi yemekler sunulur. Yemekler çeşitlidir: Avrupa, Doğu ve Kafkas mutfağı.

Mahaçkala’da The Spicy Bites adlı bir Hint lokantası da vardır. Bir zamanlar Hindistan’dan gelen öğrenciler tarafından kurulmuş olup, sert ve acılı yemekleri tercih edenlere hizmet eder. Burada 100’den fazla baharat kullanılır. Yerel yemekler de bulunur.

Baron lokantasında hem lezzetli yemekleri yiyebilir, hem de iyi vakit geçirebilirsiniz. Zemin katta bir diskotek ve hızlı yemek kafesi, birinci katta ise Dağıstan ve Avrupa mutfağından yemekler sunan bir lokanta vardır. Birinci katın dinlenme ya da iş yemekleri düşünülerek düzenlenmiş, sıcak ve rahat bir ortam sağlayan odaları da vardır.

ÖNEMLİ BİLGİLER

Telefon etmeniz gerekirse:

· Türkiye’den Dağıstan’ın kodu 78722’dir.

·Dağıstan içinde iken Mahaçkala’dan şehirlerarası aramak istiyorsanız önce “8” kodunu çevirin, sinyal sesini bekleyin ve aşağıda verilmiş olan kent kodunu çevirin.

· Rusya’nın diğer kentlerini aramak için yine önce “8” kodunu çevirin, sinyal sesini bekleyin ve aşağıda verilmiş olan kent kodunu çevirin.

· Diğer kent ve kasabaları aramak isterseniz 68 17 95 no’lu telefonu kullanmanızı öneririz.

·Dağıstan’da Rusya erişimli bir “paging” şebekesi ve diğer güncel iletişim araçları vardır.

· Yakınınızda bir kamu telefonu bulamıyorsanız, genellikle iyi bir arabası olan bir “yeni Dağıstanlı’dan” mobil telefonu nazikçe isteyebilir, bu da mümkün değil ise en yakın evin kapısını çalabilir ya da bir polis memurunun yardımına başvurabilirsiniz.

YARARLI TAVSİYELER

Dağıstan Cumhuriyeti Rusya Federasyonu’na bağlı olup, en güneyindedir. Dağıstan’ın başkenti Mahaçkala büyük bir sanayi ve ulaşım merkezidir ve  Hazar Denizi kıyısında konumlanmıştır.

Dil:

Dağıstan çok-milliyetli bir cumhuriyettir. Ancak, nüfusun çoğunluğu Rusça ve bir bölümü de yabancı dil konuştuğundan önemli bir iletişim sorunuyla karşılaşmanız beklenmez. “Mister”, “Senor”, “Herr”, “Komrad” vb. saygı formülleri Dağıstan’da geçerli değildir. Bu tarz hitap günlük yaşamda rahatsız edici bulunabilir. Yaygın olarak benimsenmiş selamlaşma ifadeleri “Salam Aleykum” ya da sadece “Zdravstvuite!” dir (Tanıştığıma memnun oldum!). Dağıstanlılar öteden beri Müslüman'dır. Özellikle lokantalarda yemek sipariş ederken bu hususu göz önünde bulundurun.

Para:

Dağıstan’da dolaşımda olan para Rus Rublesi’dir. Döviz bürolarında döviz bozdurabilirsiniz. Plastik kredi kartları henüz kullanımda olmadığından, onları evde bırakabilirsiniz.

Fiyatlar:

Mahaçkala’da fiyatlar düşüktür. Bir otel odası için günde 12-20 Dolar gerekir. Taksi ile kent turu 1-2 Dolara yapılabilir. Dükkanlar sabah 9.00’dan akşam 6.00-7.00’a kadar açıktır. Yüksek kaliteli lokantalar ya da gösterişsiz tavernalarda yemek yitebilirsiniz ancak ana hijyenik ve sağlık kurallarına uyulduğunu gözlemlemeyi aklınızdan hiç çıkarmayın.

Giyim:

Dağıstan yumuşak iklim kuşağındadır. Bu nedenle İlkbahar ve Sonbaharda hafif elbiseler giyebilirsiniz. Kışları rüzgar geçirmeyen bir jeket ya da palto giymeniz gerekir.

Ulaşım:

Genelde ulaşım sorunu ile karşılaşmazsınız. Kentte otobüs, dolmuş ve teksiler vardır. Nerdeyse tüm dağ köylerine tarifeli otobüs, taksi, otostop, uçak ve helikopterle erişilebilir. Diğer bölgelerden Mahaçkala’ya tren ve uçakla seyahat edebilirsiniz. Diğer ülkelrden gidiş gelişlerde uçak kullanabilirsiniz, ancak turizm acentalarının örgütlediği charter seferleri bu amaçla daha sık kullanılmaktadır.

Elektirikli Aletler:

Dağıstan’daki (ve genelde tüm Rusya’daki) elektirik fişlerinin şekli ve voltajı Amerikan ve Avrupadakilerden farklıdır. Enerji voltajı daha yüksektir.

Fotoğraf çekmek:

Nerdeyse herşeyin fotoğrafını çekebilirsiniz. Film vb. maddeleri rahatlıkla bulabilir, fotoğraflarınızın hızla ve Avrupa kalitesinde basılmasını sağlayabilirsiniz. Kent pilajına en yakın dükkan: “Fototovary”, 25 ul Buynakskogo. Tel: 67 2820.

Uluslararası Kuruluşlar:

Dağıstan’da daimi ya da geçici olarak çeşitli uluslararası kuruluşlar vardır: Kızıl Haç, İslami Selamet Kuruluşu, ‘Sınır Tanımayan Doktorlar’, Quaker (bir dinsel mezhep), yardım vakıfları ve diğerleri.

Sağlık:

Sağlık sigortanızı yanınızda taşımanız uygun olur. Kendinize dikkat edin ve dağıstan’da hastalanmamaya çalışın. Eğer acilen ilk yardım gerekirse “03” nolu telefonu arayın.

Tarama:  % ler sonrası I ları kaldır.

Ekle:  Fax numaraları,internet

İnternet Nos, including moscow derneği
 
kAYNAKLAR
Bu yazıda kullanılan materyalin hazırlanması

Proje Yöneticisi:
R.A. Abakarov, DC Onursal Ekonomisti-DC Ekonomi Bakanlığı

Baş Editör:
Şapi Kaziev

Editörler Kurulu:
G. Omarov (Başkan), V. Biguaa (Yönetici Sekreter)
V. Korşunov (Baş Tasarımcı), N. Lapşin (Yönetici Editör)
V. Markov, G. Usahova, O. Aksionova

Echo of the Caucasus Magazine- Special İssue (Kafkas Yankısı Dergisi Özel Sayı) - No. 1 (11), 1997

Adres: 20/2 Bersenevskaya naberezhnaya, GSP, 103790 Moskova, Russian Press House-Echo of the Caucasus Magazine Tel/Fax 230 07 44 ISBN 0869-3250 Slaytlardan basılmıştır. AO “Novosti” Publishing House, 46 Friedrich Engels Str., 107005 Moskova Şiparis No. 4577

Yazarlar:
G.Gamzatov, A. Mehtihanov, S. Lapşin, S. Kappalaev, I. Sungurov, N. Magomedov, M.İsrapilov, R.Seferbekov, G. Usahova, V. Markov, İ. Ahmedov, S. İlyasov, S.Luguyev, V. Semionov,

Fotoğraflar:
K. M. Zurgalov, V. Semionov, S. Tartakovski, V. Matveev, K. Çutuyev, N. Rahmanov, A. Uriupin, V. Lupandin, G. Guzova

Dağıstan’ın uzaydan çekilen fotoğrafını bağışlayan astronot
M. Manarov

Grafik:
V. Simirin, D. Sokolova, Y. Kostin

Rusça’dan İngilizce’ye Çeviri: A. Vassiliev

İngilizce’den Türkçeye Çeviri: Gökhan Menteş
 
kafkasfederasyonu org
 
www.dagistan.net
DagistaN GrouP
2009
 





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
Siteniz:
Mesajın:
 
  Bugün 1 ziyaretçi (12 klik) kişi burdaydı! Copyright 2009 Your Website | CSS Template By Cherkess Design  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
https://img.webme.com/pic/n/naazimcadeneme/gri1.gif